Yabancı Okul Oyunu ve Misyonerlik (1)
TARİHTEN BUGÜNE BAKIŞ
Ülkemizdeki kültür, sanat, siyaset, iktisadi alanlar, sanayi, bürokrasi alanlarına yön veren, entelektüel ve sosyo-kültürel ve ekonomik birikim sahibi gurupların bugünkü sahip olduğu değer ve birikimlerinin, önemli bir geçmişin, yüzyıllardan gelen bir süzülmenin, artıkdeğerin ve birikimin eseri olduğu kabul edilmelidir.
Nesillerden nesillere devredilerek gelen değerler ve birikimler dikkate alındığında, toplumsal gurupların hep yükselişte bir gelişim seyri içinde bulunduğu görülmektedir. Bir atölye sahibinin oğlunun zamanla fabrika sahibi olabildiği, bir öğretmenin oğlunun okutarak doktor olduğu, çiftçi çocuğunun en kötü ihtimalle çiftçi olduğu hepimizin malumudur. Normal koşullar dikkate alındığında nesiller arasında iyiye, birikime ve ilerlememeye yönelim vardır. Normal şartlar altında doktorun çocuğu amele, defterdarın çocuğu bekçi, gazetecinin çocuğu desinatör olmaz. Tam tersi bir gelişim hepimizin yaşamında gördüğü bir gerçekliktir.
Çok köklü bir geçmişe sahip ülkemizde feodalizmden kapitalizme ve liberalizme geçişte batı toplumlarında görülen sınıfsal oluşumlar, üretim araçlarının mülkiyet hareketleri ve sermaye birikimi aynı ölçülerde oluşmamış, devlet örgütlenme modelleri aynı zaman ve aynı şekilde gerçekleşmemiştir. Ancak özellikle son 200 yılda ülkenin siyasetine, sosyal yaşantısına, ekonomisine, devlet bürokrasine yön veren –belki aristokratlar/elitler olarak adlandırılabilecek- gurupların, cemiyetlerin ve ailelerin var olduğu da kamuoyunun malumudur.
Bunlar Türkiye’nin söz sahipleridir. Bu söz sahibi kişi ve guruplar değişik bir perspektif içerisinde incelendiğinde eğitimin ne denli önemli bir araç olduğu, eğitimden yararlanan kişi, aile ve gurupların zaman içerisinde emsallerinden-rakip ve benzerlerinden çok daha söz sahibi oldukları görülecektir. Bunun daha iyi anlaşılabilmesi için genelde eğitim tarihinin yanı sıra, özelde yabancı mektepler ve tarihinin incelenmesi gerekmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde çok kültürlü, çok dinli sosyal yaşamı yönlendiren çok hukuklu devlet sistemi, içinde bulunduğu duruma uygun uygulamalar geliştirmiştir. Dini inanca dayalı “millet” anlayışı tüm dünyada terk edildiğinde ve üniter devlet anlayışı hakimiyetini ilan ettiğinde Osmanlı İmparatorluğu ne yapacağını bilmez haldedir. Osmanlı ne tamamen dine dayalı bir teokrasi yönetimi kurabilmiş, ne de o çağın gereklerine uygun bir devlet sistemi oluşturabilmiştir.
Bu karmaşa içinde Fransa, İngiltere, İtalya ve Almanya’nın yanı sıra Dünya hegemonyasına karar vermiş genç bir ülke (ABD), bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyada 100-200 yıl sonra ürün verecek bir oluşumun nüvesini 1800’lü yıllarda oluşturmaya başlamıştır:
Osmanlı'da misyonerlik
1820-1920 yılları arasında tüm Dünyada olduğu gibi Osmanlı Devleti'nde misyonerlik faaliyetleri çok hızlı bir şekilde gelişmiştir. Misyonerlik faaliyetlerinin bu denli başarılı olmasında Islahat Fermanı ve kapitülasyon anlaşmalarıyla yabancılara verilen ayrıcalıklar ile Devletin iyi yönetilmemesi, yöneticilerin konuya ilgi göstermemesi etkili olmuştur. Başlangıçta Anadolu'da Müslüman ve Ortodoks Hıristiyanlar (Rumlar ve Ortodoks Türkler) arasında yeterince taraftar bulamayan misyonerler, daha sonra Ermenilere odaklanmış ve bu çalışmalarında başarılı olmuşlardır. Açtıkları okullardan mezun olanların ekonomide, siyasette, kültürel alanlarda başarılı olmaları bu okulların toplumsal etkisini artırmıştır. Zamanla Müslüman Türkler de çocuklarını bu okullara göndermişlerdir.
Misyonerlerin asıl hedef kitlesi, İslamiyet'in yaygın olduğu bölgeler olmuştur. Esasen bu çalışma Osmanlı Devleti ile sınırlı kalmayıp Afrika Kıtası, Arap Yarımadası, İran ve Orta Asya halklarına yönelik bir çalışmadır. Bu amaç zamanla değişmiş, emperyalist bir boyut almıştır. Osmanlı Devleti'nin çok milletli ve çok dinli etnik kökenli yapısı ise bu konuda çalışanların başarılı olmasına zemin hazırlamıştır. Çünkü Osmanlı yönetimi altında Rum, Ermeni, Yahudi, Maruni ve Dürzi gibi birçok etnik kimliklere mensup gruplar yaşamaktadır.
Cizvit misyonerler
Osmanlı ülkesine ilk gelenler Cizvit misyonerleridir. Bunlar genellikle Fransa Devleti’nin bölgedeki amaçlarına yönelik hareket etmişlerdir. Siyaseten Fransa’ya, mezhep olarak da koyu bir şekilde Papa'ya bağlıdırlar. Osmanlı Devleti’nde misyonerlik yapma faaliyetinin en önemli nedeni 1536 yılında başlayarak verilmeye devam edilen ayrıcalıklar, kapitülasyonlardır.
Cizvitler'in başlıca faaliyet gösterdikleri alanlar İstanbul, İzmir, Halep, Suriye, Filistin, Mısır, Irak, Kıbrıs ve Orta Yunanistan'dır. Cizvitler 1583'te İstanbul'da St. Benoit Fransız okulunu kurdular. Kapitülasyon ayrıcalıklarının sağladığı yararlarla birlikte Cizvitlerin yanı sıra Katolik tarikatlarından/meşreplerinden olan Fransisken, Dominiken, Kapuçin ve Frerler de Osmanlı Devletinin bulunduğu coğrafyaya gelmeye başladılar. Çoğu kendi isimleriyle anılan St. Joseph, St. Michel, St. Louis, ve Notre Dame de Sion gibi okullar açmışlardır.
Aşağıdaki tablodan da anlaşıldığı üzere Cizvitler ağırlıklarını Suriye ve Lübnan toprakları üzerlerine vermişler, çalışmalarını buradaki Maruniler ve Arap Alevileri olarak bilinen Nusayriler üzerine yoğunlaşmışlardır.
. Yer Adı Okul Sayısı Öğrenci Sayısı
Franz-Fransisken Şam 1 (Bilinmiyor)
“ Yafa 1 (Bilinmiyor)
“ Kudüs 3 100
“ Lazkiye 2 100
“ Nazaret 2 360
“ Sayda 2 88
“ Amman 1 151
“ Taba 1 50
“ Tripoli 3 220
“ Samsun,Trabzon,
“ Harput, Mardin,
“ Malatya, Diyarbakır, 6 670
“ Fransız-Kapuçin
“ Beyrut 2 150
“ Kadıköy 1 30
“ Diyarbekir 1 140
“ Harput 3 100
“ Malatya 2 60
“ Mardin 2 60
“ Mersin 1 45
“ Urfa 1 50
Cizvit Sivas 1 200
“ Tokat 1 130
“ Amasya 2 280
“ Şebin Karahisar 2 300
“ Kayseri 1 600
“ Adana 1 200
“ Beyrut 7 1710
“ Sayda 8 1305
“ Lübnan 10 1630
“ Havran 4 210
TOPLAM 66 8.269
Tablo 1: Anadolu ve Ortadoğudaki Fransız okulları-1914
1919 yılından önce Osmanlı Devleti'ndeki sadece Fransız okullarında eğitim gören çocuk/genç sayısı 59.414 ulaşmıştır. Bu okullara ek olarak Fransızların kontrolünde olan çok sayıda sağlık ve sosyal hizmet kuruluşu da bulunmaktadır.
Kurum Sayı Şehir
Hastane 7 İstanbul Fransız Hatanesi, İzmir Saint Antoine Katolik hastanesi, Yafa Saint Louis Hastanesi, Kudus Soeurs Saint Joseph Hastanesi, Beyrut Fransız Hastanesi, Şam Soeurs Saint Vincent Hastanesi, Bursa Les Soeurs Saint-Vincent de Paul Hastanesi
Dispanser 9 İzmir, Yafa, Ramallah, Betlehem, Nazaret, Fenerburnu, İzmit, Musul ve Cizre
Eczane 6 İzmir, Yafa, Ramallah, Betlehem, Nazaret, Fenerburnu, İzmit, Musul ve Cizre
Sağlık Ocağı 20 Bursa, Tripoli, Kudüs
Yetimhane 10 1240 çocuk kapasiteli
Tablo 2: Fransız Katolik Misyoner Kuruluşları-1919
Cizvitleri Amerikalı ve İngilizlerden ayıran en önemli husus bölge halkından ziyade açıkça Fransa'ya hizmet etmeleridir. Anglo-saksonlar (ABD, İngiltere) bölge halkına onların diliyle kültürüyle hitap ederken, Cizvitler daha iyi sömürgeler kurabilmesi için Fransa'yı ön plana çıkarmışlardır. Eğitim verilen çocukları birer Fransız çocuğu gibi yetiştirmişlerdir.
Amerikan misyonerler
Osmanlı Devletine gelen ilk Protestan misyoner, 1815 yılında Mısır'a ayak basan İngiliz Church of Missionary Society’e bağlı bir papazdı. Onu 1820 yılının ocak ayında İzmir’e gelen Pliny Fisk ve Levi Parsons adı Amerikalı misyonerler izlemişlerdir. Bu iki misyoner Anadolu en kapsamlı faaliyeti gösteren Amerikan Yabancı Misyonlar Kurumu (Amerikan Yardım Cemiyeti) American Board of Commissioners for Foreign Missions (ABCFM) adlı Amerikan misyoner örgütünün elemanlarıdır. Bu örgüt ABD'deki Protestan misyoner örgütlerinin içindeki en kıdemlisi ve en büyüklerinden biridir. ABCFM Kalvinci geleneği temsil eden, 16. yüzyıl sonları ile 17.yy’da İngiltere ve Amerikan’nın doğusunda filizlenen Puritan akımın belli başlı üç temsilcisinden birisi olan Congregationalist'lerce 1810’da Boston'da kurulmuştur.
ABCFM 1868 yılında ABD’deki 16 Protestan misyoner örgütünden yalnızca birisidir ama bu 16 örgütün yaptığı harcamaların %30'unu tek başına yapmakta ve istihdam edilen misyonerlerin yine %30'unu bünyesinde barındırmaktadır. 1886 yılında dünya üzerinde 80'in üzerinde misyoner örgütü vardır ve bunların 32'si ABD, 24'ü İngiltere, 25'i Avrupa kıtası kökenlidir. 1896 yılına gelindiğinde ise dünyadaki misyoner örgütlerinin sayısı 150'leri bulmakta, buralarda toplan 11.574 misyoner faaliyet göstermektedir.
Protestan misyoner örgütlerinin dünyayı aralarında paylaşmalarında Osmanlı Devleti esas itibariyle ABD'nin payına düşmüştür. ABCFM Osmanlı Devletindeki faaliyetlerine 1870 yılına kadar tek başına, o yıldan sonra ise Board of Foreign Missions of the Presbyterian Church'le (BFMPC) birlikte çalışmıştır. Bu arada başka bazı yan ve yardımcı kuruluşlar devreye girmiştir.
Misyonerlik faaliyetlerini yeni başladığı zamanlarda ailesiyle birlikte Beyrut’a yerleşen ve bölge dillerini çok iyi bilen William Goodell ve Isaac Bird, çok hızlı bir şekilde çalışmaya başlamışlardır. Bunları başarılı kılan bir okul açmalarıdır. Diyanisos Karabet ve Kirkor Vartabet, Amerikalı misyonerlere Ermenice dersleri verirken Protestanlığın cazibesinden kurtulamamışlardır. 19. yüzyılda da Osmanlı Devletinde bulunan misyonerlerin pek çoğu iyi yetişmiş bilgili insanlardır. William Goodel (1792–1867), William G. Schauffler (1789–1883) ve Elias Riggs (1810-1901) 19.Yüzyıl boyunca Osmanlı Devleti'nde faaliyet göstermiş en önemli Amerikalı misyonerler arasındadır.
Misyonerlerin eğitim alanındaki çalışmaları
Yabancı mekteplerin nüvesi olarak; 1831'de İstanbul, 1834'de İzmir, 1835'de Trabzon, 1848'de Bursa, 1852'de Sivas ve Merzifon, 1854'de Kayseri misyoner istasyonları kurulmuştur.
Misyonerliğin başlangıçtaki görünen amacı, hedef kitlelere iyi bir dini eğitim vermektir. Bu amaçla ilk gelen papazlar hemen İncil’i anlatmaya, ilerleyen süreçte İncil'i Türkçe'ye ve Osmanlı Devleti'nde hedef aldıkları toplumların dillerine çevirmeye başlamışlardır.
Ermeni nüfus bölgeleri ilk ve öncelikli hedef olarak belirlenmiştir. Tüm bu faaliyetler ABCFM tarafından yollanan misyonerlerce planlanıp yürütülmüştür. Okullar açılmasından yaklaşık 50 yıl sonra yerel yöneticilere devredilmesi planlanmıştır.
Her ne kadar gelen ilk misyonerler Hıristiyanlığın kutsal kitabını tanıtmak için okullar açtılarsa da bu zamanla yerini laik okullara ve kolejlere bırakmıştır. Zaman içinde yabancı okulların sayısı ülkedeki okulların 1/3 üne tekabül etmiştir. ABCFM'nin yanısıra özellikle kız okullarını WBM ve WBMI gibi kadın misyoner okulları da desteklemiştir.
ABCFM Başkanı Dr.James L.Barton tarafından Ocak 1919’da Barış Konferansı’na sunulan rapora göre Türkiye’deki yabancı misyonerlerin durumu şöyledir: Misak-ı Milli (bugünkü) sınırlar içinde, sadece Amerikalı, İngiliz ve Alman olmak üzere toplam 66.352 misyoner (Rus, Fransız ve diğerleri hariç)
- 19 çocuk yuvası,
- 354 ilkokul,
- 39 ortaokul,
- 11 kolej (lise-üniversite),
- 15 hastane ve
- 18 dispanser
gibi eğitim, sosyal hizmet ve sağlık kurumlarında (ticari veya diplomatik merkezler dışında) 100 yıla yakın bir süre Türk milletinin değerleri ve inançlarının değiştirilmesi için faaliyette bulunmuşlardır.
Sayı .
Kurum Fransız Amerikan ve Alman
Hastane 7 15
Dispanser 9 18
Eczane 6 Bilinmiyor
Sağlık Ocağı 20 -
Yetimhane 10 19
Muhtelif Seviyede Okul 66 423
Tablo 3: Amerikan Alman ve Fransız eğitim, sağlık ve sosyal hizmet kuruluşları.
Amerikan okullarının yanı sıra İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, Ermeni ve diğer yabancı okullar ele alındığında, Cumhuriyetin kurulmasından hemen önce Osmanlı toprakları üzerinde 29 yetimhane ve yuva, 49 hastane ve dispanser, 489 adet muhtelif seviyede eğitim veren okul bulunduğu görülecektir.
Anadolu’daki Amerikalı misyonerler 1891’e kadar lise ve üniversite ayarında 9 kolej kurup, çalıştırmışlardır. Anadolu’daki Amerikan Kolejlerinin ana taşıyıcıları Ermeniler olmuşlardır.
Bugünkü yüksek okul veya üniversite seviyesinde eğitim veren Amerikan mektepleri:
- İstanbul Robert Koleji (1862),
- Beyrut Üniversitesi (1864),
- İstanbul Amerikan Kız Koleji (1873),
- Antep Amerikan Koleji (1876),
- Harput Fırat Koleji (1878),
- Maraş Amerikan Kız Koleji (1882),
- Merzifon Amerikan Koleji (1886),
- Tarsus Amerikan Paul Enstitüsü (1888)
- İzmir Uluslararası Amerikan Koleji (1891).
DEVAMI (2) de Sedat ERGENÇ...............
0 yorum yazılmıştır