Sosyal Politikalarda ve Sosyal Hizmetlerde Değişim Süreci (Bir M
DEVAMI
SHÇEK, SOSYAL HİZMETLERİN DAĞINIKLIĞI
24.05.1983 tarihinde kabul edilen 2828 sayılı Kanunla, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün çıkış amacı esasen sosyal hizmetlerin tek çatı altında toplanmasıydı. Ancak geçen 25 yılın sonunda Kuruma kanunla verilmiş birçok görevin ayrıca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Aile Araştırma Kurumu, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, belediyeler, özel idareler eliyle yürütülmesi SHÇEK’in görev ve sorumluluk alanı daralmış ve sosyal hizmetlerin sunumu yeniden dağınık bir hal almıştır. Sosyal hizmet uygulamalarının bu mevcut dağınıklıktan kurtarılarak hizmette bütünlüğün sağlaması yapılması gereken ilk iştir.
Cumhuriyetin kuruluşundan evvel Himaye-i Etfal Cemiyeti gibi yapılanmalar ile başlayan bu hizmetler Cumhuriyetle birlikte Çocuk Esirgeme Kurumu ile devam etmiş, savaştan çıkan bir ülkenin yetimlerine hizmet esaslı olarak toplu bakım üniteleriyle kendini göstermiş, döneminde önemli faydalar sağlamış, nihayet 27.05.1983 gün ve 18059 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 2828 sayılı Kanun, korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç çocukların tespiti, bunların korunması, bakımı, yetiştirilmesi ve rehabilitasyonlarını sağlamak üzere gerekli hizmetleri yürütmekle Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu görevli kılmıştır.
Ancak, SHÇEK son 22 yıllık hizmet hayatında, kuruluşundaki bakış ve mentaliteyi kayda değer (beklenen) ölçülerde değiştirememiş, halkın –dolayısıyla devletin- yetimlerine borcunu ödeme mantığıyla, çağın tamamen gerisinde olan yöntemlerle faaliyetlerini bugüne getirebilmiştir.
Üzülerek ifade etmek gerekir ki, özellikle son 15 yıl içerisinde ağırlıklı olmak üzere, idari kadroları politize olmuş, nitelikli-gönüllü-ehil kadrolar yerine, yönetici seçiminde bir dönem ideoloji, bir dönem mezhep-meşrep, bir dönem dar kadro (eş/dost/akraba/arkadaş), bir dönem mesleki taassup gibi farklı mülahazalar öne çıkarılmıştır. Devletin bu hizmet alanları, bir dönem adeta bir aile şirketi gibi işgal edilmiş, bu haliyle (!) çocuk-genç-özürlü-muhtaç-yoksullar üzerinden politikalar üretip yürütülmüştür.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu; bugün itibariyle merkez ve taşra (81 il) örgütüyle tüm hizmet birimlerinde 9.000 çalışanı ile 593 kuruluşta 22.626 insanımıza yatılı olarak 24 saat sürekli, 38.337 insanımıza da gündüzlü olarak koruyucu-önleyici, eğitici hizmet vermektedir.
Bu hizmetlerin en önemli bölümünü korunmaya muhtaç çocuk hizmetleri almaktadır. Bu gün itibari ile Kurumda 95 çocuk yuvasında 0-12 yaş grubunda toplam 6.047 çocuğa, 10 Sevgi evi, 51 Çocuk Evi, 47 Kız Yurdu, 64 Erkek Yurdunda ise 13-18 yaş grubundaki toplam 6.800 gence yatılı kurum bakımı hizmeti sunulmaktadır.
Korunma altındaki çocuk ve gençler için sınırsız/esnek okuma imkanı, bunun akabinde memuriyet gibi iş imkanı temin edildiği halde, bu çocuk/gençlerin –istisnai haller hariç olmak üzere- topluma intibakta ve topluma olan minnet ve hizmet borcunu ödemekte yetersiz kaldığı, iyi bir birey, iyi bir anne-baba, iyi bir vatandaş olma iddiasında olamadıkları, mala (özellikle devlet malına) karşı suç işleme eğiliminde oldukları üzülerek müşahede edilmektedir. Bunun temelinde de; özellikle son 12-15 yılda bilinçli bir planlama ile korunma altındaki çocukların dini ve milli bilgilerden uzaklaştırılması, sakınılması, vicdan sahibi görevlilerin işbaşına getirilmemesi, çalışanların ve gönüllülerin seçiminde vicdani ölçülerin dikkate alınmaması, toplumun özellikle hizmetlerden uzak tutulması yatmaktadır. Unutulmamalıdır ki korunma altındaki çocuk/gençlere ve özürlülere yönelik hizmetlerin verimli olmasının en önemli koşulu; ister ücret mukabili/isterse gönüllü olsun, bu alanda çalışan insanların dini-vicdani duygularının gücü ile doğru orantılı olmasıdır.
YOKSULLUK
Yoksulluk ülkemizin tarihten gelen en önemli sorunlarından biridir. Yoksulluk ekonomik sorunların başında yer aldığı gibi sosyal sorunların da tam ortasında bulunmakta, tüm sosyal meselelerle içiçe olup, ya sosyal meselenin görününen yüzünde veya evvelinde/görünmeyen yüzünde yer almaktadır.
Sokak çocuklarından-fuhuşa, işsizlikten-intihara, sağlık sorunlarından-ruhsal sorunlara kadar çok geniş bir alanda meselelerin topyekün saldırısı gücünü ve menşeini yoksulluktan almakta, bambaşka ve belki de ilgisiz bir konu gibi görülse de meselelerin önemli bir kısmı yoksulluğun yansıması olarak tezahür etmektedir.
“Yoksullukla mücadele” sosyal yardım ve sosyal hizmetlerin temel görevleri arasındadır. Maalesef değişen devlet yönetimi anlayışı içerisinde ekonomik hamleler ve sosyal güvenlik hamlelerinde gördüğümüz aktiviteyi ve devrim mahiyetindeki uygulamaları sosyal yardım ve sosyal hizmet alanlarında göremiyoruz. “Yoksula balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek” ilkesine dikkat edilmeden bir yanda Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi merkezi örgütler, belediyeler, valilikler kaymakamlıklar (sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları) gibi taşra örgütleri vasıtasıyla mütemadiyen yoksullara karşılıksız olarak ayni ve nakdi yardımlar yapılmaktadır.
Bu anlayış; -kısmen kabul etmekle birlikte- toplumun önemli bir kesiminin üretmeden, uğraşmadan karşılıksız olarak yardım bekleyen bir konuma dönüştürülmesi, toplumun alt gelir gurubunu asalak duruma düşürüp sosyo/ekonomik hamlelerde katkısından yararlanma şansını ortadan kaldırdığı gibi, uzun vadede toplumsal dinamikleri ve anlayışı olumsuz yönden etkileyecektir.
SHÇEK VE YÖNETİŞİM
Dünyada ve ülkemizde gelişmekte olan yeni örgütlenme ve yönetim biçimleri içerisinde en öne çıkanlardan birisi “yönetişim” adı verilen yönetim biçimidir. Esasen SHÇEK’in (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü) kurum olarak pek de uzağında olmadığı bu idari yöntem; yönetimde (başta stratejik kararlar olmak üzere) bazı kararların ilgililer, STK.lar ve paydaş kurumlarla birlikte alınması, yönetime ilgililerin ortak edilmesidir.
Yönetişimin SHÇEK ile ilgili en somut uygulaması;
- 2828 Sayılı Kanunla getirilmiş olan, Cumhurbaşkanı tarafından seçilen bazı bakanlıklar, SHÇEK, YÖK, Atatürk Dil Tarih Kurumu, Özürlüler İdaresi, Aile Araştırma Kurumu, Kızılay, Özürlüler Konfederasyonu temsilcilerinden oluşan Sosyal Hizmet Danışma Kurulu,
- her ilde Valinin başkanlığında toplanan, il idare kurulu üyeleri, belediye başkanı, rektör, dekan, büyük iş sahipleri, gönüllü faaliyetlerde bulunanlardan oluşan İl Sosyal hizmet kurulları,
- sosyal hizmet kuruluşları içerisinde bulunan ve tüm meslek elemanları ile bakım altında bulunanların temsilcisinin katıldığı koordinasyon kurullarıdır.
Pratik uygulamada (halen), merkezdeki sosyal hizmet danışma kurulunun ve illerdeki sosyal hizmet kurullarının etkililiği; ilgili Bakanın, SHÇEK üst yöneticisinin, valilerin ve il müdürlerinin ‘yönetişim’ ile ilgili bilgisi ve ‘sinerji’nin gücünün farkındalığı ile orantılı olduğu kabul edilmelidir. Kısaca geçmiş dönemde bu kurulların etkili çalıştırılamaması sebebiyle yönetime (yeteri kadar) faydayı sağlamadığı değerlendirilmektedir.
Ancak diğer taraftan, kuruluşların içerisinde bulunan ve idarecilerle meslek elemanlarının katılımı ile oluşan koordinasyon kurulları, kuruluş idaresince alınan birçok idari kararın içinde aktif olarak yer almaktadır. İyi örnekler incelendiğinde koordinasyon kurullarının kuruluş yönetimine önemli katkısı ve katılımı olduğu görülecektir.
POST MODERN KAVRAMLAR
Tüm dünyada yeni yönetim (new management) olarak adlandırılan, sadece kamu yönetiminde değil yönetimin sözkonusu olduğu her alanda kendisini hissettiren yeni yönetim anlayışları arasında yer alan tüm yönetim biçimlerinin öne çıkardığı bazı ortak kavramlar vardır. Bunlar;
-Misyon
-Vizyon
-strateji,
-planlama,
-sürekli iyileşme,
-sürekli eğitim,
-katılımcılık,
-ceza yerine ödül,
- ihtisaslaşma,
-dayanışma, işbirliği
-ölçüm,
-memnuniyet,
-standart,
-kalite,
-performans,
-sürdürülebilirlik,
-paylaşım,
-kontrol,
-hesap verilebilirlik,
-şeffaflık vb.dir.
“Bir zincirin gücü en zayıf halkanın mukavemeti ile orantılıdır”
Yönetim alanında gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar en zayıf halkayı güçlendirmek içindir. Hangi ölçekteki birimin yönetimi olursa olsun; yukarıdaki kavramları öne çıkardığı, önemsediği, benimsediği ve uyguladığı oranda başarıya ulaşacağından kuşku bulunmamaktadır.
-toplam kalite yönetimi,
-esnek çalışma yöntemi,
-6 sigma,
-kalite çemberi,
-Japon modeli,
-yönetişim,
-network, vb,
adı ne olursa olsun bu ve benzeri post modern yöntemler verimliliği, kaliteyi, memnuniyeti öne çıkarmaktadır. Bu yöntemler ceza yerine ödülü, adama iş yerine verimli çalışmayı, gerginlik yerine huzura yol vermekte, denetim de dahil olmak üzere yönetim fonksiyonlarının eksiksiz uygulanmasını sağlamaktadır
SOSYAL POLİTİKALARDA (Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım ve Sosyal Hizmetlerde) DEĞİŞİM
Sosyal güvenlik reformu olarak adlandırılan, 5502 sayılı kanunla 20 yıldır konuşulan müzakere edilen ancak bir türlü gerçekleştirilemeyen Sosyal Güvenlik Kurumu oluşturulmuş, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı tek çatı altında toplanmış, 5489 Sayılı Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile aynı şekilde uzun zamandır gerçekleştirilemeyen genel sağlık uygulaması başlatılmış, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uygulamaya konularak çok ileri bir uygulama başlatılmış, işsiz kalanlara belirli bir süre de olsa ödeme yapılarak sosyal ve ekonomik sorunlarının önlenmesi yönünde uygulamaya başlanılmıştır.
Tüm bu devrim mahiyetindeki ileri uygulamalar sosyal güvenlik alanında realizeedilmiş ve uygulaması başlanmıştır.
Ancak sosyal yardım ve sosyal hizmetler alanında beklenilen reformlarınhiçbiri gerçekleştirilememiştir. Sadece sosyal yardım alanındaki bütçe –fonlar- artırılmış, sosyal yardım yöntemleri zenginleştirilip/geliştirilmiştir. 5263 Sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün Teşkilat Kanunu ile kurumsal yapı oluşturulmuş, şartlı nakil transferi gibi projeler ve yeni yardım modelleri hayata geçirilmiştir.
Sosyal Hizmetler alanında ise bilinen yöntemler dışında, sosyal güvenlik alanında olduğu gibi devrim mahiyetinde bir uygulama görülmemiştir. Korunmaya muhtaç çocuk, özürlü, yaşlı hizmetlerinde klasik yöntemler küçük rötuşlarla devam ettirilmiştir. Sosyal hizmetlerin bazı alanlarında (örneğin yaşlı hizmetlerinde Ankara Büyükşehir Belediyesi gibi bazı yerel yönetimlerin önemli sayıdaki yaşlı kitlesine uyguladıkları) ileri çağdaş tekniklere ulaşılamadığı üzülerenek görülmektedir.
Kamu yönetimindeki gelişmelere paralel olarak, sosyal hizmetlerin önemli bir alanını kapsaması gereken koruyucu aile hizmetlerinin; bir taraftan profosyonel aileler, diğer taraftan da gönüllü kurum, kuruluşlar, dernek ve vakıf gibi sivil toplum kuruluşları eliyle yürütülmesi gerekmektedir.
Bu uygulamaların öne çıkarılmasıyla birlikte, ülke genelinde sosyal yardım ve sosyal hizmet uygulamalarının standardize edilmesi, sağlanan standardın korunması ve denetlenmesi de primsiz sosyal güvenlik kurumları olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünü içine alan yeni bir rugulasyon kurumu tarafından gerçekleştirilmelidir. Böylece gelişmiş batı ülkelerinde olduğu gibi, personelin birikim ve enerjisinin, strateji belirleme, standardı sağlama ve bu hususların gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesi, kurumun etkililiğini ve niteliğini, hizmetlerin de kalitesini ve yaygınlığını artıracaktır.
Bu suretle çok küçük bir guruba hizmet üreten devletçi anlayış yerini, aynı kaynaklarla daha büyük bir guruba hizmet satın alan, çok yönlü fayda sağlayacak çağdaş ve etkili bir sosyal yardım ve sosyal hizmet anlayışını öne çıkaracaktır. Zira, sorunu heybenin bir cebinden diğerine taşımak çare değildir.
YENİDEN YAPILANMA
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK Genel Müdürlüğü) tarihsel gelişimi içerisinde önemli bir dönüşüm sergilemiştir. Bu dönüşümün olumlu veya olumsuz olduğu konusu tartışmalıdır. Tarihi Cumhuriyetten eski olan ve Osmanlı dönemine dayanan kurum, kuruluşunda bir STK. olarak örgütlenmiş ve uzun yıllar toplumun çok önemli ihtiyacını karşılamış, kimsesizlerin kimsesi olmuştur. Kurum 1983 yılından itibaren bir kamu kurumu hüviyetine bürünerek bu güne gelmiştir. Her iki yaklaşımın da kuşkusuz olumlu ve olumsuz, avantajlı veya dezavantajlı yönleri vardır.
SHÇEK; kurtuluş savaşından çıkmış bir ülkede, onbinlerce şehit yetimi bulunan, bugünkü durumuyla kıyaslanamayacak ölçülerde fakirlik içinde olan toplumun sosyo-ekonomik yapısı içerisinde, 15 milyon nüfuslu bir ülkenin –alanı ile ilgili- ihtiyaçlarına önemli ölçüde cevap vermiş olan kurumsal yapısını hiç değiştirmeden bu günlere gelmiştir. Mesleki anlayışta gerekli ve etkili dönüşümü zamanında gerçekleştirilememiş, yoksulluk ve muhtaçlığa karşı kurumsal duruş ve yaklaşımı, ekonomik yardımdan öteye gidememiştir.
SHÇEK’in kurumsal örgütlenmesi, tipik taşra teşkilatı bulunan merkezi kurum şeklindedir. 5018 Sayılı Kanunun uygulamaya girmesi ile birlikte genel bütçeye dahil edilmiş, toplam içinde çok küçük paya sahip döner sermaye gelirleri hariç, bütçe dışı hiçbir geliri olmayan, genel bütçeye dahil bir merkez teşkilatıdır.
SHÇEK, son yıllarda kurumsal anlayışta bazı değişiklik zorlamaları olsa da genel hatları itibariyle kurum bakımının öne çıkarıldığı, memur anlayışından ziyade, ücretli anlayışı içinde faaliyetlerini sürdüren bir hayır ve yardım kurumudur. Çalışanlarının hak ve yetkileri kanun ve bağlı mevzuatla düzenlenmiş, çalışma usul ve esasları itibariyle Tapu Kadastro’dan farkı bulunmayan, ücret ve özlük hakları itibariyle de kamunun en alt seviyesinde yer alan (merkez teşkilatı hariç) bir kamu kurumu görüntüsündedir.
Kurumun merkez ve taşra teşkilatının örgüt yapısında, çalışanların belirlenmesinde, çalışma usul ve esaslarında önemli ve radikal değişiklikler yapılması gerekmektedir. Zira, STK iken bir kamu kurumu hüviyetine bürünen ve özellikle son 30 yıl içerinde gerçekleştirilmesi gereken kurumsal dönüşümü ve mesleki hizmet anlayışındaki dönüşümünü bu süre içerisinde bir türlü gerçekleştiremeyen kurumun, mevcut çalışma temposu ve yönetim anlayışı ile 30 yıllık kaybı bir anda telafi etmesi mümkün görülmemektedir.
Bu sebeple radikal değişikliklere ihtiyaç bulunmaktadır. Zira gelişen ve değişen dünya şartlarında, kişi başına milli gelirimiz 1950 yılında 200 Dolar, 1980 yılında 1337 Dolar iken, bugün resmi kayıtlara göre yaklaşık 9.000 dolara çıkmış, son 30 yılda GSMH. beş kat artmıştır. Böyle bir ekonomik yapı ve dönüşüm içerisinde nüfusumuz 50 milyondan 80 milyona çıkmış, tarım toplumundan tüketim toplumuna geçilmiş, ithal ikame sistem yerini tam liberal dış ticarete bırakmış, ekonomik yapının yanı sıra sosyal yapı da dönüşmüş, toplum daha bireyci, daha materyalist hale gelmiş, paylaşım ve yardım anlayışı da değişmiştir.
Böyle bir ülkede, sosyal hizmet anlayışının kurumsal dönüşümü için ülkenin ekstra bir 30 yıl daha harcama lüksü bulunmadığı her kes tarafından kabul edilmelidir.
NE - NASIL YAPILMALI?
Yapılacak bir kanuni düzenleme ile benzer hizmetleri sunan kamu kurumlarını biraraya getirerek, oluşturulacak kurum “düzenleme ve denetleme kurumu” niteliğine kavuşturulmalıdır.
a) Merkez teşkilatı:
SHÇEK Genel Müdürlüğü bir regülasyon kurumu (üst kurul) olarak sadece merkez teşkilatından müteşekkil bir kurum şeklinde yeniden örgütlenmelidir.
Bu kurum;
-SHÇEK Genel Müdürlüğü,
-Sosyal Yardım Genel Müdürlüğü
-Özürlüler İdaresi Başkanlığı,
-Kadının Statüsü Sorunları Genel Müdürlüğü
-Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı
İsimli kamu kurumlarını içine alan bir yapılanma ile yukarıdaki ana hizmet alanları ile ilgili olarak kural koyan, düzenleme yapan, standart getiren, rehberlik eden ve denetleyen bir yapıya kavuşturulmalıdır.
b) Taşra teşkilatı:
Taşra teşkilatının örgütlenmesi ise; her ilde bir Sosyal Hizmet Merkezi kurulmalıdır. (Bu merkez İl Müdürlüğü fonksiyonlarını da yerine getiren bir Toplum Merkezi gibi algılanmalıdır) Bu merkez Sosyal Hizmet Uzmanı olan bir Müdür (il müdürü gibi algılanmalıdır) tarafından yönetilmelidir. Merkez ana birimleri şu anki merkez teşkilatının bir prototipi şeklinde olmalı, çocuk hizmetleri, yaşlı hizmetleri, özürlü hizmetleri, aile hizmetleri, nakdi yardım hizmetleri gibi şubeleri bulunmalıdır.
Sosyal Hizmet merkezleri İl Özel idarelerine bağlanmalıdır. Kuruluşlar ise 16 büyükşehirde büyükşehir belediyesi başkanlıklarına, diğer illerde ise belediye başkanlıklarına bağlanmalıdır. İlk etapta (16 büyükşehirde ve diğer illerde) İlçe örgütlenmesi olmamalıdır. Böylece devlet (özel idareler) ile yerel yönetimler (belediyeler) karşılıklı işbirliği, dayanışma ve otokontrol içerisinde çalışma ortamı bulacaklar, mevcut endişeler bu şekilde çözümlenecektir.
Kariyer Sosyal Hizmet Uzmanı kadroları oluşturulacak şekilde düzenlemelere gidilmelidir. Sosyal Hizmet Merkezlerinin yönetimi sosyal hizmet uzmanlarına verilmelidir. 16 büyükşehir için 3 (1 Müdür 2 Yardımcı), diğer iller için ikişer (1 Müdür, 1 Yardımcı) olmak üzere toplam 178 Sosyal Hizmet Uzmanı kadrosu tahsis edilmelidir. İl Müdürü, Kuruluş Müdürü, Doktor, Çocuk Gelişimci, Sosyal Çalışmacı, Psikolog, Sosyolog, Öğretmen, Din Görevlisi, vb. kadrolarında bulunanlar arasından yapılacak sınavla, 3 yıllık yardımcılık döneminden sonra atanacak bu kariyer uzmanlar sosyal hizmet merkezlerinin müdürü olarak atanmalıdır.
Ayrıca halen görev yapmakta olan üniversite mezunu tüm meslek elemanlarının (Sos.çal, Psik, Dr, Öğr, Çoc.Gel, Sosy, Din.Gör vb) %10 fazlası sayısınca (iptal-ihdas yoluyla) “Sosyal Hizmet Görevlisi” kadrosu oluşturulmalıdır. Mevcut meslek elemanlarının tamamı için düzenlenecek eğitim programının akabinde homojen bir yapı sağlanarak, bu personel sosyal hizmet görevlisi kadrosuna atanmalıdır.
Halen kuruluşlarda görev yapan meslek elemanlarının istisnasız tümü Sosyal Hizmet Merkezi kadrosuna atanmalı, kuruluşların meslek elemanı ihtiyacı merkez müdürlüğünce günlük/anlık sağlanmalı, kuruluşlarda idari personel, hizmet ve destek personeli dışında meslek elemanı kalmamalıdır. Nitelikli meslek elemanlarının mesleki çalışmalar dışındaki evrak/kayıt, okul takibi gibi bürokratik işlemlerden kurtarılarak mesleklerinin icrası sağlanmalıdır.
Kuruluşlarda gerçekleştirilen nöbet hizmetleri, bazı pilot uygulamalarda olduğu gibi sadece nöbet işini yapan personel eliyle yürütülmeli, hafta tatili anlayışı değiştirilerek 2 vardiya sistemi kurulmalıdır.
Bakım hizmetleri yerine önleyici hizmetlere ağırlık verilmeli, korunma ve bakım gerekçeleri ortaya çıkmadan belirleme yapılabilecek ve müdahale edilebilecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Bunun için “Sosyal Alan Yapılanması” olarak adlandırılan yeni bir örgütlenme modeli gerçekleştirilmelidir.
- Evvela norm kadrolar belirlenmelidir.
- Daha sonra her ilin yapısına göre, merkez-semtler ve ilçeleri kapsayan sosyal- coğrafi-idari alanlar belirlenmelidir.
- Sosyal Hizmet Görevlileri, yetkili ve sorumlu oldukları bu alanlarda görevlendirilmelidir.
- Sosyal hizmet görevlilerinin gerek mesleki ve gerekse lojistik bakımından yetki ve sorumlulukları belirlenirken, daha ziyade sahada
Yorum (2) Arkadasina gönder! Etiketler : sosyal hizmet, sosyal güvenlik, shçek, shm, model, sosyal devlet, devlet, refah devleti, sosyal alan yapılanması, sosyal
Yorum Gönder
Yazan:AYNUR | Tarih: 2009-06-12 09:14:22Konu: SHCEK YENİDEN YAPILANMASI
Yazan:SHU | Tarih: 2009-05-25 23:09:56SHÇEK2 in yeniden yapılanmasına ihtiyaç var. Koruyucu önleyici hizmetler ağırlıklı çalışmalı. Tedavi ve Rehabvilite edici çalışmalarımız mutlaka önemli . Ancak olay oluştuktan sonra tamiri çok zordur. Kırılan vazoyu düşünün bne kadar yapıştırsanız hep dikkat etmek ve zaman zaman dökülen yerleri varsa müdahale edilir tekrar toparlanır. Takip ve izleme çok önemli.
Öncelikle hizmet alanlarımızı gözden geçitmek lazım.Son yıllarda shccek kendi işinden çok başka işlere ağırlık verdi. Sosyal yardımların ,özürlü evde bakım hizmetlerin ,yaşlı hizmetlerinin ayrı bir örgütlenem ihtiyaç var. 5395 ayrı bir olay.. Aslında branşlaşma ve buna yönelik örğütlenme ve nitelikli personel desteği. Şu an SHÇEK'te meslek elemanlarının büro elemanı mantığının kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.
Konu: zaman, ekip ve çaba gerekir
Sayın Ergenç, sosyal hizmet anlayışını ve köhnemişliğini cesaretle dile getirdiğiniz için var olun... Biz sosyal hizmet uzmanlarının anlaması biraz güç olan ve ilk etapta sanki aleyhimize bir gelişme getiriyor gibi görünen bu gelişmeler sadece bizim mesleğimiz bakımından değil tüm sosyal hizmet emekçileri için kazanım sağlayacağını, sosyal hizmet anlayışının gelişip değişeceğini, "sosyal hizmetleri belediyelere terk edelim" kolaycılığına son vereceğini düşünüyorum. Ancak çok dolu olan projenizi gerçekleştirecek bir ekibin varlığı konusunda kuşkularım var. Saygılar..