Esnek Çalışma Yöntemi ve Bir Örnek Uygulama

Personele insanca yaşayacağı ölçüde yeteri kadar ve hak ettiği ücret ödenemiyorsa, gelişen ve değişen yönetim anlayışı içinde, daha verimli ve mutlu insan kaynaklarına ulaşabilmek için bir yöntem olabilir mi?

 

            Son yıllarda ortaya çıkan yeni yönetim anlayışları, sosyal ihtiyaçlar, kültürel değişmeler ve gelişmeler, iş hukuku ve yaşamındaki değişmeler ve gelişmeler, küreselleşme olgusu ve artan rekabet ortamı bilinen çalışma biçimlerini değiştirmiş ve yeni çalışma biçimleri ortaya çıkarmıştır.

Esnek çalışma biçimleri olarak da adlandırılan bu yeni çalışma biçimlerinde iş kavramı, icra edildiği yer ve zaman hususunda  bazı değişikliklere uğramış, artık belirli bir işyeri çatısı altında yapılıyor olmaktan çıkmış, daha kısa zamanda, farklı mekan ve farklı saatlerde yapılan işler halini almaya başlamıştır.

Bu çalışma biçimleri çalışanlar ve iş sahipleri açısından bir takım kolaylıklar sağlamasının yanı sıra, bazı sakıncalar da taşımaktadır. Çalışanlar açısından öne çıkan birinci mahzur bu yeni  çalışma biçimlerine uygun olarak mevzuatta, çalışanların haklarını koruyacak yeni düzenlemelerin olmaması, diğer bir sakıncada ücretlerin düşüklüğü ve iş güvencesi sorunudur. Bu sebeplerle işçi sendikaları bu yeni tip çalışma modeline karşı çıkmış, yaygın olarak kullanımına engel olacak girişimlerde bulunmuşlar ve bulunmaya devam etmektedirler.

Ancak, bunun yanı sıra, bu yeni çalışma biçimlerinin getirdiği bazı avantajlar nedeniyle yeni çalışma biçimi olan esnek çalışma modelleri giderek artan bir ilgi ile karşılaşmakta ve iş yerlerinde esnek çalışmayı tercih edenlerin sayısı artmaktadır.

            Bilinen yöntemlere baktığımızda;

1-     Kısa süreli (Part-Time) Çalışma: Günlük çalışma saati olan 8 saatten daha az bir süre ile yapılan çalışmadır. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde yaygındır. Ülkemizde part-time çalışma, öğrencilerin ve genç çalışanların tercih ettiği bir çalışma biçimi olarak daha çok nitelik gerektirmeyen işlerde, mağaza, süper market ve geç saatlere kadar açık kalan hizmet sektöründeki iş yerlerinde tercih edildiği gözlemlenmektedir.

2-     Bilgisayar ağı üzerinden (Network) Çalışma : Bilgi ve iletişim teknolojisinden yararlanarak oluşturulan sanal ortamda gerçekleştirilen çalışma biçimidir. Tele çalışma günümüzdeki çalışma biçimlerinin en yenisi olmakla beraber esasen geçmişi eskilere kadar giden bir çalışma biçiminin yani evde çalışmanın değişmekte olan bir türü, çalışanlarla iş ortamında yüzyüze kişisel ilişki kurulmayan, salt yeni teknolojileri kullanarak iletişim kurulabilen bir istihdam biçimidir.

3-     İş Paylaşımı : Tam gün çalışmayı gerektiren bir işin kendi arasında anlaşmış iki kişi tarafından yerine getirilmesidir. Sorumluluklar ve iş karşılığında elde edilen ödül ve kazançlar iki kişi arasında paylaşılmasını düzenleyen çalışma biçimidir. Part-Time çalışmanın bir çeşidi olarak da kabul edilmektedir.

4-     Mobil Çalışma : Belirli bir işyerine bağlı olmaksızın gerçekleştirilen çalışma biçimidir. Bu modelde iş üretimi daha ziyade evde gerçekleştirilir.

5-     Esnek Çalışma Saatleri : Bu yöntem makalenin ana konusu olup,  aşağıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

 

ESNEK ÇALIŞMA SAATLERİ UYGULAMASI

Aktif nüfusun (18-65 yaş) önemli bir bölümü muhtelif işlerde çalışmaktadır. İşyerinde geçirdiğimiz süre o denli çoktur ki yaşantımızın muhtelif bölümlerinde yaptığımız işler için geçirdiğimiz süreler içinde en önemli bölümünü mesai süresi kapsamaktadır. Mesai arkadaşlarımızla geçirdiğimiz zaman bazen ailemizle geçirdiğimiz zamandan fazladır. İş yerimiz kimi zaman evimiz gibidir. Yaşantımızın önemli bir bölümünü geçirdiğimiz işyerimizdeki çalışma ortamı, iş barışı, huzur ve mutluluk her birimizi çok yakından ilgilendirmekte, işyerindeki huzur veya huzursuzluklarımız sosyal yaşantımızı da doğrudan etkilemektedir.

Bizim için bu denli yaşamsal önemi olan iş ortamı, dolayısıyla çalışma koşulları ve çalışma şekli, yönetim-üretim ilişkileri gibi kavramlar özel sektörün olduğu kadar kamu yönetiminin de ilgi alanına girmektedir.

Üretim araçlarından en önemlisi olan insanın huzur ve mutluluğu, günümüz çağdaş yönetim yaklaşımlarının en önemli hedeflerindendir.

Uluslararası İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Derneği (International Society for Labour Law and Social Security)’nin Eylül 1985’de yapılan 11. Kongresine sunulan bir raporda 30 değişik esnek çalışma şeklinden bahsedilmektedir. (Yavuz. 1995. s.37).

 

ESNEK ÇALIŞMA SAATİ UYGULAMASININ GELİŞİMİ

Bilinen çalışma şekillerinden, esnek yönetim anlayışının bir tezahürü olarak son yıllarda esnek çalışma saatleri modeli (flextime) usulü geliştirilmektedir. İlk uygulama 1967 Yılında F.Almanya’da “Messerschimidt Bolkow Blohm” işletmesinde gerçekleştirilmiştir.

Yaklaşık 35 yıllık geçmişi olduğu bilinen bu çalışma yöntemi geçen süre zarfında geliştirilerek önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Halen gelişmiş batılı ülkelerde özel sektörün yaklaşık % 30’nun, kamu sektörünün ise yaklaşık % 50’nin bu yöntemi tercih ettiği bilinmektedir.

Esnek çalışma saatleri modeli; çalışanın, çalışma zamanını ve süresini, işletme yönetiminin öngörüsü ile birlikte dilediği şekilde belirleme olanağını bulduğu bir çalışma düzenidir.

Çalışanlar tam gün çalışma düzeninde işletme yönetiminin belirlediği saatlere uymak zorunda iken, esnek çalışma saatleri düzeninde -belirli zaman periyotlarındaki çalışma sürelerine bağlı kalmak koşuluyla- işe başlama ve bitiş saatlerini kendileri ayarlayabilmektedirler. Örneğin haftada 5 gün ve 40 saatlik çalışma süresi, kendilerine tanınan esneklikler içerisinde, çalışanlar tarafından istenildiği şekilde düzenlenebilir.

Başka bir ifadeyle,

esnek çalışma saatleri; günlük ve haftalık olarak belli süre çalışmak koşuluyla, işe başlamak ve işten ayrılma saatlerini çalışanların tercihine bırakan bir sistemdir (Acar. 1992. s.70).

Bir başka tanıma göre;

çalışanın, işinde günlük çalışma zamanını azaltmaksızın ve sorumlu olduğu görevlerini aksatmaksızın, dilediği zaman işe başlaması ve işini bitirmesine esnek çalışma saatleri denilmektedir (Doğan, S. Türk, M. 1997. s.114).

Esnek çalışma modeli ile çalışma biçiminde, çalışanların belirli bir saatte işe gelmesi ve belirli bir saatte işten ayrılması yerine, tespit edilen bir zaman dilimi içinde istediği saatte işe gelmesi ve işten ayrılması söz konusudur.

Bir iş gününde çalışma saatleri iki kısma ayrılmıştır. Bunlar asıl/çekirdek zaman (core-time) ve esnek zaman (flex time) olarak adlandırılmaktadır. Asıl/çekirdek zaman yönetimce belirlenirken, esnek zaman ise çalışan tarafından belirlenmektedir. Çalışanların tümünün işletmede bulunmasının zorunlu olduğu zaman asıl/çekirdek zamandır.

Çalışanlar asıl zamanın başlamasından sonra işe gelmez ve bitişinden önce ayrılmazlar. Gidiş dönüş saatlerini asıl zamana göre ayarlamak zorundadırlar. Esnek zaman, asıl zaman aralığı dışına düşen çalışma saatlerini içermektedir. Başlama ve bitiş bandı olarak bilinen saatler içinde çalışanlar her gün kendi başlama ve bitirme saatlerini belirleyebilmektedirler (Tokol. 1986. s.162).

Çalışanlar haftalık, on beş günlük veya aylık olarak belirlenen dönem için çalışmaları gereken toplam süreyi dolduracak şekilde ve asıl zamanda işlerinde olmak koşulu ile esnek süreleri kullanabilmektedir.

Esnek çalışma saatleri içinde yer alan bir uygulama "kayan iş süreleri" ya da "değişken çalışma'' dır. Kayan iş sürelerinde günlük çalışma süresi yine aynı kalmakla beraber, işe başlama ve bitme saatleri tamamen çalışana bırakılmıştır.

Önemli olan özelliği, günlük çalışma süresinin her gün aynı olması ancak geliş gidişin çalışan tarafından belirlenmesidir. Böyle bir çalışma biçiminin, çalışanlar açısından getirdiği bazı avantajlar, işe ilişkin tutumları olumlu yönde etkileyebilmektedir.

Bu avantajlar, çalışanların iş ile aile ve iş dışı hayatlarını uyumlaştırmalarını kolaylaştırması, iş doyumunu artırması, çalışanların en verimli oldukları zamanlarda çalışacak şekilde zamanlarını ayarlayabilmeleri, sabit zamana uyma ve aile iş çatışması gibi nedenlerden kaynaklanan stresi azaltması, çalışanlara, çalışma saatleri üzerinde denetim imkanı sağladığından rutin çalışma ve sıkıntı ile ilgili sorunları çözümlemese bile çalışanlara bağımsızlık hissi vermesi ve bundan doğan stresi azaltması olarak belirtilebilir (Doğan, S. Türk, M. 1997. s.121).

            Esnek çalışma saati modeli, genellikle bireysel çalışmaların ağırlık kazandığı işlerde çok kolay uygulama alanı bulup, bu modele geçiş çok kolay gerçekleşiyor olsa da bireysel çalışmadan ziyade gurup çalışmalarının öne çıktığı iş kollarında, idarenin hakemliğinde alınacak gurup kararıyla bu uygulamaya geçiş mümkün ve uygulaması çok verimlidir.

Yönetici bakımından da bu yöntemin; gerek yönetici-çalışan ilişkisinde, gerek çalışanların kendi aralarındaki ilişkide ve gerekse üretim artışında olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir. Esnek Yönetici yaklaşımı çağdaş yöneticiler gurubunda değerlendirilmelidir. Bu yönetici tipinin üretim unsurlarına, işe ve ilişkilere bakışı klasik yöneticilerle birçok bakımdan farklılıklar göstermektedir.

 

ESNEK ÇALIŞMA SAATİ UYGULAMASI ÇEŞİTLERİ

a- Günlük Esnek Çalışma Saatleri: 8 saatlik süreye uymak koşuluyla başlangıç ve bitiş saatleri çalışanların talepleri doğrultusunda düzenlenebilmektedir. Sözgelimi, 08.00'de başlayarak 17.00'de mesai bitirilebileceği gibi, 05.00-15.00 ya da 10.00-19.00 saatleri arasında çalışmak da olasıdır.

b- Haftalık Esnek Çalışma Saatleri: Çalışanlar, haftalık 40 saatlik çalışma süresini çalışma günleri içinde diledikleri gibi yayarak 40 saati ve/veya mesaiyle birlikte 45-55 saati tamamlamaktadırlar. Örneğin, 1. gün 5, 2. gün 5, 3. gün 8, 4. gün 11 ve 5. gün 11 saat çalışarak haftalık 40 saatlik çalışma gerçekleştirilebilir. Haftasonu tatilinin tespiti uygulaması da bu kapsamda değerlendirilir. Çalışan haftalık tatil günlerini belirleyebilir.

c- Aylık Esnek Çalışma Saatleri: 160 saat olan aylık çalışma süresine uymak koşuluyla, ay içindeki zaman istenildiği şekilde düzenlenebilir. Bazı haftalar daha kısa, bazı haftalar daha uzun çalışma olanağı da sağlanabilir. Aynı şekilde hafta sonu tatil günleri de bu kapsamda değerlendirilebilir.

 

ESNEK ÇALIŞMA SAATİ UYGULAMASININ YARARLARI

-          İşe gidiş-dönüşte trafik sıkışıklığı olmayan sakin zamanların verilmesi olanağı işe geç kalmadan kaynaklanan suçluluk ve utanma duygusunun ortadan kalkması çalışanların sosyal faaliyetlere katılma ve özel işlerini yapma olanağına kavuşması esnek çalışmanın getirdiği diğer avantajlardır (Yavuz. 1999. s.100-102).

-          İşgücü verimliliğinde bir artış olur. İnsanların performansları zaman içinde kişiden kişiye değişiklik gösterir. Çalışanlar performanslarının yüksek olduğu çalışma zamanlarını bildiklerinden bunu dikkate alarak çalışma saatlerini seçeceklerinden, çalışanların işgücü verimliliği, dolayısıyla işletmenin verimliliği artacaktır.

-          Çalışacakları zaman ve üretim miktarı konusundaki kararları vermede daha serbest olmaları dolayısıyla çalışanların işleri üzerindeki kontrollerinin artması hem işin verimini hem de çalışanın tatmini artıracaktır.

Esnek çalışma ile çalışma süreleri ve işe başlama zamanı çalışana göre belirlendiği için, bireyler kendilerini en verimli hissettikleri zaman işe başlayacak, çalışırken kendilerini daha dinç ve enerjik hissedecekler, işle daha fazla ilgili olacaklar, işi yaparken daha dikkatli davranacaklardır (Yavuz. 1999. s.100).

-          İşletmenin kullanım zamanı artacağından, (fiili olarak işletme ve tesislerin kullanım süresi artacağından) kapasite kullanımı artacak, böylece yatırımın geri dönüş hızını olumlu etkileyecektir. Diğer taraftan bu durum duran varlıkların ana maliyetlerini azaltacak ve rekabet gücüne olumlu katkı sağlayacaktır.

-          Fazla çalışma azalacak, böylece iş gücü ve imalat maliyetlerinin düşürülmesi sağlanacaktır.

-          Çalışanlar, tercihleri ve gereksinimleri yönünde kullanacakları zamanı düzenleme fırsatı bulacak, iş tatminleri ve motivasyonları artarak daha kaliteli iş yapabilme olanağına sahip olacaklardır.

-          Çalışanlar çalışma saatlerini kendileri belirledikleri için sık sık izin alma, işe devamsızlık ve kısa sürede iş değiştirme gibi sorunlar azalacaktır.

 

ESNEK ÇALIŞMA SAATİ UYGULAMASININ ZORLUKLARI

-          İşletmeler fiilen daha uzun süreli kullanıldığı için, elektrik gibi genel giderlerde artış olabilecektir.

-          İşin başlama ve bitiş saatlerinde işyerinde personel eksikliği olabilmektedir.

-          Üretim akışı ve organizasyon değişiklikleri zorunluluğu doğabilir.

-          Çalışma zamanlarının belirlenmesinde ve kontrolünde yöneticinin işi güçleşmekte, esnek çalışma saatlerini kontrol eden ek bir işgücüne veya elektronik aygıta gerek duyulmaktadır.

-          İşletme içi birimler arasında zaman zaman iletişim sorunları yaşanabilir.

-          İstismara açık bir sistemdir, iyi takip edilmesi gereklidir.

Esnek çalışma saatlerinin uygulanabilmesi için öncelikle yapılan işin uygun olması gerekir. Genellikle bireysel çalışmanın ağırlık kazandığı işlerde daha sağlıklı uygulanabilmektedir.

 

SONUÇ

 

Çağdaş yönetim yaklaşımları için çalışanların mutluluğu en önemli hedeflerden biridir. Tabii, özel sektör için maksimum kar, kamu sektörü için ise kaliteli hizmet ise nihai hedeftir. Çalışanların mutluluğunun öne çıkarılması, işletmelerin nihai hedeflerine ulaşmasını sağlayan n önemli anahtarlardan birisidir. Bu modelin uygulamasında, çalışanın mutluluğu artarken, hizmet ve üretimden beklenen fayda artışının sağlanması, hizmet kalitesinin azalmaması ideal sonuçtur.

 

Özel veya kamu işletmelerince tercih edilen yeni çalışma biçimleri, çalışanlar açısından bazı yarar ve sakıncalar getirebileceği gibi, işe ilişkin tutumları etkilediği de bilinmektedir. Çalışanların yeni çalışma biçimlerine yaklaşımları, özel yaşamlarında kolaylık sağlar ise olumlu olmakta, çalışanların iş doyumları, işe ve çalıştıkları kuruma bağlılıklarını yükseltmektedir.

 

İş dışı yaşamlarındaki koşullar nedeniyle, kendi istekleri ile bu tür çalışmayı tercih edenlerin yeni çalışma biçimlerine olan yaklaşımları olumlu olurken, yönetimin uygulamaları sonucu ve istekleri dışında esnek çalışmak zorunda kalanların yaklaşımlarının olumsuz olduğu söylenebilir. Bu sebeple esnek çalışma saati uygulamasına başlamadan evvel çalışanların fikir ve onaylarının alınması önemli bir başlangıçtır.

Özel sektörde ve kamu yönetiminde bu modelin tamamen veya kısmen uygulamasına geçmeden evvel, hizmetin-sektörün yapısı, işin niteliği, çalışanların tercihi, çevre koşulları incelenmeli ve akabinde uygulamaya geçilmelidir. Uygulamanın başlamasıyla birlikte bunun normlaştırmak suretiyle uygulamanın ilelebet sabitleştirilerek sürdürülmesi bu sisteme uygun bir yaklaşım değildir.

 

Sistemi; çalışma şeklini, usulünü ve sürelerini çalışanın istek, rıza ve önerisi doğrultusunda sürekli değiştirip yenilemek ve iyileştirmek ideal olanıdır.

 

Bunu gerçekleştirmek için uygulamaların izlenmesi, şikayetlerin ve memnuniyetlerin tespiti için yapılan geri-besleme (feedback) çalışmaları ve analizler, sistemin geliştirilmesinde yöneticiye ışık tutacaktır.

      

 

Sedat ERGENÇ

Başmüfettiş

Kamu Yönetimi Uzmanı

 

 

KAYNAKÇA:

 

-          Alpay, Nevzat, “Anahtar Dergisi”, 9/100, (MPM İş Etüdü ve İşle.Org.Bölümü Uzmanı)

-          Acar, A. C., '' İki Kariyerli Aileler ve İşletmeler '', İstanbul Üniversitesi İşletme ve İktisat Enstitüsü Dergisi, 1994, Yıl:5, Sayı:17

-          Çakır, Özlem, “Esnek Çalışma”, 9 Eylül Ünv. İİBF. Çal.Ek.End.İlş.Bl., 2004

-          Doğan S., Türk, M., ''Esnek Çalışma Saatlerine Geçişin İşletme ve Çalışanların Verimliliği Üzerindeki Etkileri'', Verimlilik Dergisi, MPM Yayını, 1997/2

-          Küçük, Fazıl, “Esneklik ve İnsan Kaynakları” Elektronik Bilimler Dergisi, 2004

-          Tokol, Aysen, ''Esnek Çalışma Saatleri'', Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 1986, Cilt:7, Sayı:2.

-          Tuncay, Can, Değişim ve Emeklilik İhtiyacı, TİSK İş Veren Dergisi, Ocak 1999, Kamuoyunda Esneklik.

-          Yavuz, Arif, ''Esnek Çalışmanın Endüstri İlişkilerine Etkisi'', TİSK İşveren Dergisi, Ocak 1999

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !