« Önceki | Sonraki »

16/11/2008

Çocuk İçin Sokak Tehlikesi ve Çocuk Suçluluğu (2)

 Yazının devamı

 

Tablo 5: Mala Karşı İşlenen Suçların Suçu İşleyen Çocukların Cinsiyetlerine Göre Dağılımı

YILLAR              2003                     2004                    2005                      2006

Cinsiyet        K           E             K            E            K            E           K          E

Suçlu          3.258    23.223      3.312    23.932     3.391   25.695       3.950   27.735

TOPLAM          26.481                    27.244                 29.086                 31.685

 Kaynak: Emniyet Genel Müdürlüğü

 Tablo 1’den yola çıkılarak yapılan değerlendirmede Türkiye’de son 5 yıl ortalaması olarak suç işlediği iddia edilen şüpheli sayısı yıllık 539.989’dur. Aynı oran çocuk şüphelilerde yıllık olarak 53.035’dir. Son beş yıl ortalamasında ülke nüfusu 70 milyon olarak kabul edildiğinde Türkiye’de her 129 kişiden birinin suç işlediği şüphesiyle Cumhuriyet Savcılıklarına gönderildiği anlaşılmaktadır. Ülke nüfusunun üçte birini çocukların oluşturduğu varsayıldığında 23.300.000 çocuktan yıllık ortalama 53.035’inin, dolayısıyla 439 çocuktan birinin şüpheli olarak Cumhuriyet Savcılıklarına gönderildiği tespit edilmektedir. Bunların büyük bir bölümünün sokak çocuğu olduğu bilinmektedir. Ama ne kadarını sokak çocuklarının oluşturduklarına dair Türkiye’de sağlıklı hiçbir kaynak gösterilememektedir.

Organize suçlar ve Şiddet

Rahip Santora, Hrant Tink cinayetleri gibi suçların çocuklara işletilmesi/azmettirilmesi organize suçlara örnek olarak verilebilir.

Mala karşı işlenen suçlarda oluşan organize yapılanmalar net olarak görülmektedir. Özellikle son yıllarda ülkemizin belirli bölgelerinde ve büyük kentlerde meydana gelen yasa dışı gösteri ve yürüyüşlerde çocukların ön planda kullanılması, toplumsal eylemlerde çocukların öne çıkarılması da çocuklara yönelik yeni bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır

Çocuk suçlular içindeki sokakta yaşayan ve çalışan çocukların oranındaki artışlar, çocuk suçunun bireysel adi suç nitelemesinden çıkarak organize suça dönüşmesi tehlikesi nedeniyle dikkatleri bu noktaya çekmektedir.

 

DEĞERLENDİRME

Birleşmiş Milletlerce 1989 yılında benimsenen Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile çocuğun önemi daha da artmıştır. Özellikle 3 üncü maddede yer alan “Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler” ibaresinde güvenlik kavramı ön plana konularak çocuğun uluslararası alandaki yeri daha da üst boyutlara taşınmıştır.

Türkiye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme sonrasında -belki de yıllarca ihmal ettiği için- çocuk hakları konusunda geri kalmak istememiş, bu alanda belirgin bir gayret içerisine girmiştir. Bu alanda ulusal ve uluslararası kurumlarla işbirliğine gidilmiştir. Bunlar arasında üniversiteler, yerel yönetimler, STK.lar, barolar, SHÇEK, ILO, UNICEF Türkiye Temsilciliği, Emniyet Genel Müdürlüğü sayılabilir.

2005 Yılında yürürlüğe giren 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile bu alanda çok önemli bir sıçrama yapılmış, çocukların korunmasının toplumsal bir sorumluluk olduğu gerçeği realize edilmiş, çocuk haklarının korunmasında ileri bir uygulama başlatılmıştır..

SHÇEK’in de katkılarıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Dış Ticaret ve Gümrük Müsteşarlığının ortak çalışmaları sonucu ile uçucu ve yapıştırıcı maddelerin ithalatında içerik miktarlarının denetimi konusunda İthalat Tebliği yayımlanmıştır (10 Ocak 1999 gün ve 23579 sayılı Resmi Gazete). 11.02.2000 tarih ve B.05.1.EGM.0.11.01.09/00036 sayılı genelge ile kamu esenliğinin sağlanması ve uçucu maddelerin etkisi ile çocukların suç işlemesinin önüne geçilmesi için 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/C maddesine göre uçucu maddelerin 0-18 yaş arasındaki çocuklara satışının yasaklanması için karar alınması, ilan edilecek karara uymayanlar hakkında adli soruşturma yapılması istenmiş ve uygulamaya başlanmıştır.

2001-2005 yıllarını kapsayan Türkiye Cumhuriyet Hükümeti – UNICEF Ülke Programının “Özel Koruma Tedbirlerine Muhtaç Çocuklar” ve “Çocuk Adaleti Sistemi Projesi” hazırlık çalışmalarına katılım sağlanmıştır.

TBMM tarafından sokak çocukları konusunda Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştur. Buna paralel olarak sokakta yaşayan ve çalıştırılan çocuklara yönelik 5 Bakanlık ile birlikte yürütülen yeni bir hizmet modeli uygulanmaya başlanmıştır. SHÇEK’in ve belediyelerin hizmetlerinin yanı sıra 81 ilde Çocuk Şube Müdürlükleri, polis teşkilatı bulunan ilçelerde Çocuk Büro Amirlikleri kurulmuştur. 43 il emniyet müdürlüğünde ise çocuk bakım üniteleri oluşturulmuştur. Hizmet içi kurslarda binlerce personel eğitim almıştır.

Türkiye’de her yıl ortalama 129 kişiden biri suç şüphelisi olarak Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettiriliyorken 439 çocuktan biri adliyeye gönderilmektedir. Çocukların, bebeklik döneminde suç işlemeyecekleri varsayıldığında ve ceza hukukuna göre on iki yaşına kadar ceza ehliyetlerinin olmayışı göz önünde bulundurulduğunda bu oran normal kabul edilebilir.

Sokak çocuklarının sayıca azaltılması ve buna bağlı olarak suç işleyen çocukların sayıca azaltılması devletin genel politikasıdır ve ilgili kurum ve kuruluşlarca bu yönde çalışmalar yapılmaktadır. Gerek SHÇEK ve gerekse Emniyet yetkilileri, sokak çocuğu popülasyonu dikkate alındığında bunlar içinde küçük bir grubunun sıkça suça karıştığını ifade etmektedirler.

Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) verilerine göre 6 milyarı aşkın dünya nüfusunun 2 milyar 700 milyonunu çocuklar oluşturmaktadır. Sokak çocuğu sayısı ise 100 milyon olarak tahmin edilmektedir (http://www.kadinveaile.com/yazi.asp?id=563). TÜİK tarafından gerçekleştirilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine (ADNKS) göre Türkiye nüfusunun 31.12.2007 tarihi itibarıyla 70.586.256 kişi olduğu açıklanmıştır. Türkiye, genç nüfusa sahip bir ülkedir. 36.309.193 kişi ile nüfusun yarısını 28 yaşından, 23.551.003 kişi ile üçte birini 18 yaşından küçükler teşkil etmektedir.

Sadece Ankara’da 2007 yılı itibarıyla Cumhuriyet Savcılığına suç işlediği iddiasıyla getirilen çocuk sayısının 3.500-4.000 arasında olduğu ifade edilmektedir.

Ülkemizde sokak çocuklarının sayısı tam olarak bilinememektedir. Bunun nedenlerinden biri, toplumun olumsuz davranışları kabullenememesidir. Sorumlu merciler, kendi sorumluluk alanlarında çok sayıda sokak çocuğu olması durumunda başarısız addedileceklerini düşünürler. Bu durum sokak çocuğu sorununun çözümünde en büyük engellerden biridir. Sayının bilinmesi, ileriki yıllar için yapılacak çalışmalar konusunda kuşkusuz belirleyici etki yaratacaktır. Bir yandan sayının netleştirilmesi için çalışmalar yapılırken öte yandan çocuğu sokağa iten nedenler konusunda her kurum ve kuruluş üzerine düşeni yapmalıdır. Tahmin edilen rakamlar arasında ciddi farklar vardır. Sokak çocukları sorununun önüne geçmek için önceliği bu konuya vermek gereklidir. Zira sorunun sınırları net ifadelerle sayılıp dökülmezse çözüm üretimi de o oranda zor olacaktır. Buna paralel olarak konu ile ilgili çalışan kamu görevlileri, çocuğun özel durumundan dolayı bilgi açıklamasında bulunamamaktadırlar. Çocuğun teşhir edilmemesi, gizliliğin sağlanması, görüntülerinin alınmaması, evrakının yayımlanmaması, çocuğun yaşadığı travmanın hatırlatılmaması gibi temel tedbirlerin uygulanması zorunludur.. Ancak bu konuda yönetim alanında çok daha fazla ketum davranıldığı, bunun da çocuk sorunlarıyla ilgili çözümlerin üretilmesine etki yaptığı değerlendirilmektedir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 4 ncü maddesi çocuğun haklarının korunması amacıyla; ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmalarına hükmetmiştir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 19 ncu maddesi de çocuğu, ana-babasının ya da bakımını üstlenen kişinin bedensel veya zihinsel saldırısından, kötü muamele yapmasından, ihmal ve istismarından korumayı hedeflemiştir. Bunun için devletin; yasal, idari, toplumsal ve eğitsel bütün önlemleri alması istenmiştir. Bu nedenle çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programlar düzenlenmelidir. Televizyon, gazete, radyo gibi kitle iletişim araçlarından yararlanılarak aileler, çocuk gelişimi ve psikolojisi konularında bilgilendirilmelidirler.

Genelde sokak çocuklarının, özelde ise sokakta çalışan çocukların durumu yoksullukla yakından ilişkili olduğu için, bu çocukların ekonomik durumlarının iyileştirilmesine yönelik politikalar üretilmelidir. Çocukların sokaklardan kurtarılması ve geleceğe güvenle bakılacak bir ülkenin inşa edilmesi için istihdamın artırılması sağlanmalıdır. Bir taraftan bu çocukların ailelerine sadece sosyal yardım yapılmamalı, bu aileler istihdamın içine dahil edecek projeler geliştirilmeli; diğer taraftan da sokak çocukları ile ilgili merkezlerde mesleki beceri kursları yaygınlaştırılmalıdır. Bu alanda özel ve devlete ait kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, belediyeler, sivil toplum örgütleri ile ortak çalışmalar yapılmalıdır.

Birleşmiş Milletler tarafından benimsenen Riyad İlkeleri ile Pekin ve Havana Kuralları suç öncesinde ve suç sonrasında çocuk haklarına güvence getiren önemli belgelerdir. Riyad İlkeleri, çocuğun suç işlemesini önleyici sosyal politikalar belirlemiştir. Pekin Kuralları, çocukların yetişkinlerden ayrı ve uzmanlaşmış bir sistem içinde yargılanmalarını istemiştir. Havana Kuralları, özgürlüklerinden yoksun bırakılmasına karar verilen çocukların toplumla yeniden bütünleşmelerini hedeflemiştir. Buna göre yargılama öncesinde ve sırasında çocuğu nezarette tutma yerine uzaktan gözetim altında bulundurma yöntemi uygulanmalıdır. Evinde, sosyal bir kuruluşta ya da bir ailenin yanında gözetim altında tutulmalıdır. Nezarethane son çare olarak düşünülmelidir. Eğer nezarethaneye konulmaları gerekirse yetişkinlerle aynı bölüme konulmamalıdır. Çünkü hakarete, cinsel ve fiziksel istismara uğrama olasılıkları vardır. En önemlisi topluma yeniden profesyonel suçlu olarak dönebilirler (Karaosmanoğlu, Fatih, (2002), “Çocuk Hakları Doğal Hukuk ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”, İkinci Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Kuban Matbaası, Ankara). Bu durumun önüne geçmek için hükümlülük sırasında eğitsel programlar düzenlenmeli ve tahliye sonrası takip ve rehabilitasyon sağlanmalıdır. Gönüllüler grubunca ya da sivil toplum kuruluşlarınca suç öncesi önleyici hizmetler ile kültürel ve sportif etkinliklerle çocukların toplumsallaşmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Duyulan ihtiyaç doğrultusunda aileye sosyal yardım sağlanmalı ve aile içi ilişkilerin yeniden düzenlenmesini sağlayacak rehberlik hizmeti verilmelidir. Sadece sosyal yardım kafi görülmemeli, aile bireylerinin meslek edinmelerini sağlamak için çaba sarf edilmelidir.

Son yıllarda gerek TCK.da ve gerekse usul hukukunda yapılan değişiklikler çocukların yargılanma esnasında ve sonrasında korunmasını sağlamaktadır, bu ileri uygulamalar çağdaş değişiklikler olarak değerlendirilmektedir.

Suç işlemeyi alışkanlık haline getiren çocuk için yenisini işlemek sıradan bir eylemdir. Suç, çocuk için sıradan bir davranış gibi algılanmadan önce önleyici güvenlik tedbirlerine başvurulmalıdır. Suç makinesi olarak adlandırılan çocuklar haftada en az bir gün toplanabilmeli, onlara meslek elemanları aracılığı ile terapi uygulanabilmelidir. Ayrıca, sosyalleşme projeleri ile topluma kazandırılmaları sağlanmalıdır.

Çözümde esas olan çocuğun ailesinin yanında ve ailesi ile birlikte sağlık-sosyal-ekonomik bakımdan ayrı ayrı rehabilite edilmesi gereğidir. Amaç, çocuk suçluluk oranını düşürmek, onların sosyal yaşam içerisinde iş ve meslek sahibi olmasını sağlamak, ülke ve toplumuna yararlı, üretici bir birey haline gelmelerini gerçekleştirmek olmalıdır.

Tüm bunların temininde devlet içinde motor vazifesi görmesi gereken, öncü, koordinatör, standart ve kural koyan, denetleyen kurum olması geren SHÇEK’in klasik örgütlenme ve çalışma modellerini sür’atle terk ederek, tüm hizmet modellerinde ve kamusal anlayışta radikal değişikliklere gitmesinde zorunluluk görülmektedir.

“Hamilik” anlayışı geliştirilmeli, sokakta çalışan çocukların rehber aileler edinebilmeleri yönünde çalışmalar yapmalıdır. Bu çalışmalar sadece SHÇEK’in üzerinde kalmamalı, belediyeler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları da sosyal sorumluluğu paylaşmalıdır. Aynı şekilde suça bulaşmış  çocuğun işsiz aile bireylerinin meslek edinebilmeleri sağlanmalıdır. Üniversite gençliğinin enerjisine dikkat çekilmeli, gençlerin bu sosyal soruna sahip çıkmasını sağlayacak yayın ve yönlendirmelerde bulunulmalıdır.

SHÇEK’in bu alandaki bilgi ve birikiminden istifade edilerek, her ilde bulunan Sosyal Hizmetler, Milli Eğitim ve Kültür müdürlükleri ile belediyelerin öncülüğünde, mümkün olduğu kadar çok il’de sokak çocuklarından oluşan tiyatro, müzik, folklor grupları kurulmalı, onların bu etkinliklere katılımları sağlanmalıdır. Bu işlemde devamlılık, sürdürülebilirlik ve dönüşüm temel yaklaşım olmalıdır.

16 büyük şehir başta olmak üzere tüm illerde spor alanında da benzer etkinlikler düzenlenmeli, “sokak ligi” geliştirilmeli, gençlik ve spor il müdürlükleri ile federasyonların bu sosyal sorumluluğu paylaşması temin edilmelidir. Spora yönelik bu yaklaşımda gösterişten uzak, devamlılık ve sürdürülebilirlik temel olarak benimsenmelidir

Çocuk suçluluğunda bireysel suçların yerini organize suçlara bırakma eğiliminde olduğu gerçeği hiçbir zaman dikkatlerden uzak tutulmamalıdır. Özellikle büyük şehirlerdeki çocuk suçluların profilindeki değişiklikler, suçun organizeye doğru dönüşümü iyi irdelenerek, bu alandaki fikir, çözüm önerileri ve uygulamalar bu gelişmeleri dikkate alarak gerçekleştirilmelidir.

 

Sedat ERGENÇ

SHÇEK İç Denetçisi, Kamu Yönetim Uzmanı

  -----------------------------------------------------------------------------------------------

KAYNAKÇA

Bahar, Halil İbrahim, (2002), “Medya ve Polis Açısından Çocuğun Yargısız İnfazı”,  İkinci Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Yayınları, Ankara.

Çavuşoğlu, Turgay, “Sosyal Hizmetlerin Yakın Tarihinden Sayfalar”, Sabev Yayınları 9, Ankara

Erden, Gülsen, (2002), “Çocuğun Yazılı ve Görsel Basında İstismarı: Suç Kurbanı ve Suç Zanlısı Çocuk Haberleri”, İkinci Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Kuban Matbaası, Ankara.

Güleşir, Arife, (2008) “Sokak Çocuklmarı ve Suç” TODAİE Yüksek Lisans Tezi,

İçli, Tülin Günşen, (2004), Kriminoloji, Martı Yayınevi, Ankara.

İçli, Tülin Günşen, “Çocukları Suça Yönlendiren Etkenler”, Hürriyet, 20 Şubat 2008, http://www. hurriyet.com.tr/kadin/8269700.asp

Karaosmanoğlu, Fatih, (2002), “Çocuk Hakları Doğal Hukuk ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”, İkinci Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Kuban Matbaası, Ankara. 

Kök, Ahmet Nezih, (2002), “Çocuk Mahkemeleri Mevzuatı ve Adli Tıp”, İkinci Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Kuban Matbaası, Ankara.

Kurtay, Derya, (2006), Çocuk İhmal ve İstismarının Önlenmesi Rehabilitasyonu ve Çocuk Koruma Merkezleri, Dönemeç Yayınları, İzmir.

Okvuran, Ayşe, (2002), “Sokakta Çalışan Çocuklar İçin Drama Projesi”, Ulusal Çocuk ve Suç: Nedenler ve Önleme Çalışmaları Sempozyumu, AÜ, ATAUM Yayınları, Ankara.

Önenç, Ersin, Ertürk, Gülnur, Karatay, Abdullah, Kulca, Yusuf Ahmet, Göker, Işık, Çam, Murat, Pek, Hatice, Bahçecik, Nefise, (2000), “İstanbul Çocuk Raporu”, Birinci İstanbul Çocuk Kurultayı, İstanbul Çocukları Vakfı Yayınları, İstanbul.

Özgün, Nevin, (2005), “Bakım, Gözetme ve Eğitim”, Üçüncü Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Yorum Matbaası, Ankara.

Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Küçüklerin Korunması İçin Birleşmiş Milletler (Havana) Kuralları, (1998), (Çev. Osman Doğru), Adalet Bakanlığı Yayını, Ankara.

Polat, Oğuz, (1997), “Sokak Çocukları”, http://www.sokakcocuklari.net/polat/ polat_02.htm

Seyman, Mehmet, (2004), “Sokakta Yaşayan ve Çalıştırılan Çocukların Korunması ve Topluma Kazandırılması”, Sokak Çocukları Paneli, Sanayi Odası Vakfı Yayınları, İstanbul.

Tiryakioğlu, Bilgin, (2002), “Uluslararası Hukukta Çocuğun Korunması ve Kanunlar İhtilafı”, İkinci Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Kuban Matbaası, Ankara.

UNICEF, (1999), “UNICEF-Adalet Bakanlığı”, Çocukların Yargılanması ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Semineri”, Adalet Bakanlığı Yayınları, Ankara.

Yavuzer, Haluk, (1996), Çocuk ve Suç, Remzi Kitapevi, 8 nci Basım, İstanbul.

Yılmaz, Halil, (1998), “Çocukların Korunmasına İlişkin Türk Mevzuatı”, İkinci Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, Kuban Matbaası, Ankara.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Caferi Tayyar | Tarih: 8/4/2009
    Konu: İyi ki Varsınız
    10 Yıldan beri SHCEK kurumunda idareci olarak görev yapmaktayım sabahları işe başladığımda ilk önce shcek sayfasını ve resmi gazeteye baktıktan sonra sabırsızlıkla sizin yazılarınızı okuyarak ilham almaktayım sizi tebrik eder ve bizleri bilinçlendiren yazılarınızı devamını dilleyerek saygı ve selamlar

    Bağlantı »

  2. Yazan: ELEZAN | Tarih: 23/3/2009
    Konu: Sokak çocukları-2
    Sitenizde yaptığım ufak bir gezinti ile sizin sosyal hizmet kurumunda başmüfettiş olduğunuzu gördüm. bu konuya ilginizi konuya yaklaşımınızı ve sonuç önerilerinizi beğendim ve sizi tebrik ediyorum. (veriler keşke daha güncel olabilseydi) peki bu sorunlar ve çözümleri ile ilgili uygulamaya girmiş sizin bireysel yada kurul çalışmalarınız varmı, yoksa bu kadar bilinçli olmak ile birşeyler yapmamak tezatlık olduğunu göstermiyormu. Kurumunuzun da bu konuyla ilgilenen ilgili birim veya daire başkanlıkları mutlaka vardır. biz neden onların çalışmalarını göremiyoruz. Bu kurumun icraatleri nelerdir. nerelerden ulaşacağız yapılan çalışmalara kurumun sitesinide gezdim ama birşey göremedim.Saygılar sunuyorum...

    Bağlantı »

  3. Yazan: ziya | Tarih: 19/3/2009
    Konu: sokak
    dikkat çekilen mafyavari suç örgütleri kayda değer gibi......

    Bağlantı »

  4. Yazan: HAYAT | Tarih: 17/3/2009
    Konu: Sokak Çocukları ve Çocuk Suçluluğu
    Sayın Sedat ERGENÇ,konuya bakış açınızı beğendim.özellikle sokak çocukları için yapılması gereken çalışmaların çeşitli kurumlar ile işbirliği içerisinde yapılarak soruna çözüm önerisi getirmeniz bende, konuya hakim olduğunuz kanaatini oluşturdu. Zira değerlendirme kısmı dikkatlice okunursa ülkemizde sokak çocukları kavramının ne kadar hızla ilerlediği ve toplumu tehdit eden boyutlara vardığı görülmektedir. Umarım yazdıklarınız birilerini yada birşeyleri harekete geçirir.

    Bağlantı »