Çocuk İçin Sokak Tehlikesi ve Çocuk Suçluluğu (1)
Eğer bir bebeğin boğulmakta olduğunu görürseniz, suya atlayıp onu kurtarırsınız. İkinci ve üçüncü bebek için de aynısını yaparsınız. Sonunda boğulan bebekleri kurtarmakla o kadar meşgul bir hale gelirsiniz ki, kafanızı kaldırıp bebekleri nehre atan biri olduğunu asla göremezsiniz.
GİRİŞ
Özelikle büyük kentlerde görülen sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuk olgusu sadece ülkemiz için değil tüm sanayileşmekte olan ve sanayileşmiş ülkelerin sosyal sorunlarından birisidir. Ülkemize kırsaldan kente göç ile başlayan çarpık kentleşme ve sosyal çözülmenin sonuçlarından birisi de sokak çocukları sorunudur.
Özellikle son yıllarda önem kazanan çocuk suçluluğu içindeki sokakta yaşayan ve çalışan çocukların oranındaki artışlar, çocuk suçunun bireysel adi suç nitelemesinden çıkarak organize suça dönüşmesi tehlikesi de dikkatleri bu noktaya çekmektedir.
Ülkemiz, öteki tüm suçlarda olduğu gibi çocukların işleyebilecekleri suçlar için de tedbirler almaktadır. Son yıllarda gerek TCK.da ve gerekse usul hukukunda yapılan değişiklikler çocukların yargılanma esnasında ve sonrasında korunmasını sağlamakta ve bunlar ileri çağdaş değişiklikler olarak değerlendirilmektedir. Bu değişikliklerin evvelden beri başvurulan ‘çocukların suç organizasyonlarda tetikçi olarak kullanılması’ oranını artırdığı düşünülmekedir. Öncelikle yoksulluğu, işsizliği giderici sosyal politikalar güçlendirilmelidir. İstihdama yönelik ekonomik politikalar bir an önce hayata geçirilmelidir. Toplumun tümünü kapsayacak sosyal güvenlik politikaları oluşturulmalıdır. Aile planlamasının önemi konusunda bilinçli bir toplum yaratılması sağlanmalıdır.
Buna rağmen çocukların, sokağın olumsuz koşullarıyla tanışabilecekleri düşünülerek koruyucu ve önleyici tedbirler alma gereği vardır. Burada esas olan “eğitim” unsurudur. Sokakta yaşamayı, çalışmayı veya uçucu madde kullanımını ve suç işlemeyi özendirici görsel yayınlar, ilgili birimlerce etkin bir biçimde denetlenmelidir. Çocuğu suça özendirici dizi ve magazin programlarının onların izleyemeyeceği saatlerde yayınlanması sağlanmalıdır.
Alınacak her türlü tedbire karşın yine de sokakta yaşayan/ çalışan çocukların olabileceği düşünülerek onları tedavi edici rehabilitasyon merkezlerinin ve yaşama hazırlayacak kurum ve kuruluşların geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu merkezler, sadece tabela merkezi değil, bu işe inanmış, yetkin, becerikli, sosyal sorumluluğu yüksek kişi ve gurupların sorumluluğuna verilmelidir. Bu sorunun sadece devletin sorunu olmadığı bilinerek, her vatandaşın bu alanda katkısının olabileceğine dikkatler çekilmeli, yaşama geçirilmesi mümkün olabilecek projeler üretilmeli ve realize edilmelidir. Hizmet birimleri; evden kaçma, sokakta yaşama, sokakta çalışma, istismara maruz kalma, suç işleme, madde kullanma vb. gibi durumlarına göre ayrıma tabi tutulmalı ve her biri için ayrı modeller belirlenmelidir.
Esas olan çocuğun ailesinin yanında ve ailesi ile birlikte sağlık-sosyal-ekonomik bakımdan ayrı ayrı rehabilite edilmesi gereğidir. Amaç, evvela çocuk suçluluk oranını düşürmek, daha sonra da onların sosyal yaşam içerisinde iş ve meslek sahibi olmasını sağlamak, ülke ve toplumuna yararlı, üretici bir birey haline gelmelerini temin etmek olmalıdır.
Tüm bunların temininde devlet içinde motor vazifesi görecek olan SHÇEK’in klasik örgütlenme ve çalışma modellerini sür’atle terk ederek, hizmet modellerinde ve kamusal anlayışta radikal değişikliklere gitmesinde zorunluluk görülmektedir. Zira gelişen ve değişen dünya şartlarında, ülkemizde kişi başına milli gelirimiz son 30 yılda. beş kat artmıştır. Böyle bir yapısal dönüşüm içerisinde nüfusumuz 40’lı milyonlardan 80 milyona çıkmış, tarım toplumundan tüketim toplumuna geçilmiş, ithal-ikame sistem yerini tam liberal dış ticarete bırakmış, ekonomik yapının yanı sıra sosyal yapı da dönüşmüştür. Toplum daha bireyci, daha materyalist hale gelmiş, paylaşım ve yardım anlayışı da değişmiştir.
ÇOCUĞUN SOKAK TEHLİKESİ İLE KARŞILAŞMASI
Özelikle büyük kentlerde görülen sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuk olgusu sadece ülkemiz için değil tüm sanayileşmekte olan ve sanayileşmiş ülkelerin sosyal sorunlarından birisidir. Ülkemize kırsaldan kente göç ile başlayan çarpık kentleşme, sosyal çözülmenin sonuçlarından birisi de sokak çocukları sorunudur. Özellikle son yıllarda önem kazanan çocuk suçluluğu içindeki sokakta yaşayan ve çalışan çocukların oranındaki artışlar, çocuk suçunun bireysel adi suç nitelemesinden çıkarak organize suça dönüşmesi tehlikesi de dikkatleri bu noktaya çekmektedir.
Çocukların sokak tehlikesi ile karşılaşmasını sağlayan ve buna davetiye çıkaran şu aile modelleridir:
i. Çocuğun temel gereksinimlerini karşılamaktan yoksun aile,
ii. Ekonomik yoksulluk içindeki aile,
iii. Sosyal güvenlikten yoksun aile,
iv. Resmi nikahı ve nüfus kaydı yapılmamış aile,
v. İşsiz, vasıfsız, eğitimsiz aile,
vi. Sosyal yardıma bağımlı aile,
vii. Sağlık sorunları olan aile,
viii. Sağlık sorunlarının çözümünde bilgiye gereksinimi olan aile,
ix. Çocuğu aşırı kollayan, koruyan aile,
x. Çocuğa karşı baskıcı, dayatıcı olan aile,
xi. Madde kullanımı ve bağımlılığı olan aile,
xii. Çocuğunu ihmal ve istismar eden aile,
xiii. Parçalanmış ya da çocuğuyla birbirini reddeder konuma gelmiş aile,
xiv. Bireylerinin birbirine karşı şiddet uyguladığı aile,
xv. Çocuklarıyla aralarındaki yaş farkı fazla olan aile,
xvi. Anne egemen, baba sindirilmiş aile (rol karmaşası)
xvii. Çocuğuna karşı güdülenmesi eksik aile,
xviii. Ebeveynlerden birisi fuhuşa itilmiş aile,
xix. Ebeveynlerden birisi cezaevinde olan aile,
ÇOCUKLARIN İŞLEDİĞİ SUÇLAR
Son nüfus sayımına göre ülkemiz nüfusunun yarısı 28 yaşından küçüktür. 18 yaşından küçükler ise nüfusun üçte birini oluşturmaktadır. Genç nüfus sayısında giderek bir azalma yaşanmakta ise de Türkiye, AB ülkelerine oranla oldukça genç bir nüfusu bünyesinde barındırmaktadır ve önümüzdeki 30 yıl bu farkın korunacağı düşünülmektedir.
Bu çalışmanın konusunu oluşturan sokak çocuklarının, bu çocuk nüfusu içerisindeki yeri tam olarak bilinememektedir. Çocukların özel durumları göz önünde bulundurularak sayılarına ilişkin sağlıklı rakamlara ulaşılamamaktadır. Aynı şekilde sokak çocuklarının karıştığı iddia edilen suçlar konusunda da net veriler elde edilememektedir. Sokak çocuklarının karıştığı suçlarla ilgili olarak yapılan genel bir araştırma yoktur. Yerel anlamda yapılan bazı araştırmalar varsa da o bölgedeki genel çocuk sayısına olan oranını bilmek mümkün olamamaktadır.
Genel bir fikir vermesi açısından bu çalışmada, sokak çocuklarının da içinde bulunduğu 18 yaş altı tüm çocukların işlediği iddia edilen suçlar istatistiki verilere dayanarak değerlendirilmiştir. Böylelikle;
- çocukları suça iten nedenlerin neler olduğu,
- genellikle hangi suçlara yöneldikleri,
- suç işleyen çocukların cinsiyetine göre dağılımları,
- tüm suçlar içindeki payları
gibi sonuçlara varılarak suç dünyasında çocuğun yeri saptanmak istenmiştir.
Çocukların şahsa ve mala karşı işledikleri suçlar, polis ve adliye kayıtlarında geçen suç türleri ve şüphelilerin cinsiyet durumlarına göre incelenmiştir. Öncelikle Türkiye genelinde polis sorumluluk sahasında suç işlediği iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığına sevk edilen şüpheli çocukların tüm suç işleyenlere oranı Tablo 1’de gösterilmiştir. Tablodan çocuk şüpheli sayısının 2007 yılı dışında kendi içerisinde bir artış gösterdiği görülmektedir. Burada iki husus akla gelebilir: Birincisi çocuk polisinin başarılı bir çalışma sürdürememesi, ikincisi çocuk polisinin her geçen yıl daha iyi örgütlenerek daha çok olaya müdahale etmesi. Tablo incelendiğinde ikinci görüşün doğru olduğu söylenebilir. Zira çocuk şüpheli sayısının tüm şüphelilere oranı 2003 yılında % 14,4, 2004 yılında 13,9, 2005 yılında 10,9, 2006 yılında 8,1 ve 2007 yılında % 7,1’dir. Bu verilerden çocukların işlediği iddia edilen suç oranının 2003 yılından 2007 yılına kadar sürekli bir azalma seyri izlediği görülmektedir. TÜİK verilerine göre 2007 yılı sonunda 70.586.256 nüfusun 23.551.003’ü 18 yaşından küçüktür. Bu durumda Tablo 1’e göre 2007 yılında tüm nüfus içerisindeki şüpheli oranı yüzde 3.8 iken 18 yaş altı nüfusta yüzde 1.1’lere gerilemektedir. Bu sonuçlar Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü/Büro Amirliği Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 13 Nisan 2001 tarihinden itibaren çocuk polisi uygulamasının başarılı sonuçlar verdiğinin göstergesi olarak yorumlanabilir. Çocukların işlediği iddia edilen suç sayılarının yıllar itibarıyla artış göstermiş olması, ülke çapında işlenen tüm suçların artmasının da bir sonucudur.
Tablo 1: Çocuk Suçluların Tüm Suçlular İçindeki Yeri
Çocuk Tüm Çocuk Şüphelilerin
YILLAR Şüpheli Sayısı Şüpheli Sayısı Tüm Şüph.Oranı %
2003 46.345 321.805 14,4
2004 49.482 353.578 13,9
2005 53.433 487.761 10,9
2006 62.968 785.509 8,1
2007 53.039 751.295 7,1
GEN.TOP. 265.177 2.699.948 9,8
5 Yıllık Ortalama 53.035 539.989 10,9
Kaynak: Emniyet Genel Müdürlüğü
Çocukların Şahsa Karşı İşlediği Suçlar
26 Eylül 2004 tarihinde kabul edilen 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunundan önce şahsa karşı işlenen suçlar polis kayıtlarında öldürme, yaralama, genel adap ve aile nizam ile şahıs hürriyeti aleyhine ve devlet idaresi aleyhine işlenen suçlar şeklinde sınıflandırılmış ve bu format 2006 yılı sonuna kadar devam etmiştir. Bu tasnife göre hazırlanan Tablo 2’de Türkiye geneli polis sorumluluk bölgesinde çocukların şahsa karşı işlediği suçların azımsanmayacak düzeyde olduğu görülmektedir. Cumhuriyet Savcılığına gönderilen şüpheli çocuk sayısı 2003 yılında 19.864 iken bu sayı 2004 yılında 22.238’e, 2005 yılında 24.347’ye ve 2006 yılında 31.283’e yükselmiştir.
Tablo 2: Çocukların Şahsa Karşı İşledikleri Suçların Suç Türüne Göre Dağılımı
YILLAR 2003 2004 2005 2006
SUÇ TÜRLERİ Sayı % Sayı % Sayı % Sayı %
Öldürme 318 1,6 411 1,8 391 1,7 439 1,5
Yaralama 11.661 58,7 13. 284 59,7 14.326 58,8 17.402 55,6
Şahıs Hür.Aleyh. 2.153 10,9 2.279 10,2 2.362 9,7 3.273 10,5
Devlet Aleyhine 851 4,2 1.073 4,7 1.266 5,2 1.308 4,4
Diğer Suçlar 4.881 24,6 5.040 22,6 6.000 24,6 8.758 28,0
TOPLAM 19.864 22.238 24.347 31.283
Kaynak: Emniyet Genel Müdürlüğü
Çocukların şahsa karşı işlediği suçlarda ilk sırayı yaralama suçunun oluşturduğu görülmektedir. 2003 yılında tüm şüpheli çocukların % 58,7’si yaralama suçuna karıştıkları iddiasıyla Cumhuriyet Savcılıklarına gönderilmişlerdir. Bu oran 2004, 2005 ve 2006 yıllarında sırasıyla % 59,7, % 58,8 ve % 55,6 şeklinde seyir izlemiştir.
Şahsa karşı işlenen suçlardan; kişilerin can güvenliğine, başka bir anlatımla vücut dokunulmazlıklarına karşı işlenen suçları anlamak gerekmektedir. Bu tür suçların çocuklar tarafından işlenmesi halinde alacakları cezanın az olacağı varsayımından hareketle yetişkinler tarafından azmettirildikleri bilinen gerçeklerdendir. Ayrıca edinilen gözlemlere göre sokakta yaşayanların, yaşamı sürdürebilmek için başkalarına dokunmaları onlar için bir hak olarak görülebilmektedir. Yönetsel yapı içerisindeki sosyal çarpıklığın sonucu yaşadıkları mağduriyeti bir haksızlık olarak görebilmekte ve kendilerini cesaretlendirici birçok ilaç da kullanarak cana yönelik eylemler gerçekleştirebilmektedirler.
Tablo 1’de çocuk şüphelilerin genel suçlar içindeki payı oran olarak her geçen yıl bir azalma seyri göstermesine karşın Tablo 2’de yıllar itibarıyla bir artışın olduğu gözlemlenmektedir. 2003 yılında 19.864 olan şüpheli sayısı 2006 yılında % 57,4 oranında artış göstererek 31.283’e yükselmiştir. Bu durumda emniyet teşkilatı mensuplarının, önleyici hizmetlere ilişkin tedbirler konusunda çocuk suçlarına karşı daha az duyarlı oldukları, başka bir anlatımla çocukları ikinci plana alarak yetişkinlerin işledikleri ya da işleyebilecekleri suçlar için daha çok gayret gösterdikleri anlaşılmaktadır. Ya da çocuğu sokağa iten problemlerin başlıcaları olan göç ya da çarpık kentleşme sorunu ile ailedeki ve çevredeki olumsuzluklar aşılamamıştır. İstatistiki verilerin gösterdiği olumsuz tablonun iyileştirilmesi konusunda ilgili kurum ve kuruluşların yeni bir değerlendirme yaparak soruna çözüm getirilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir. Unutulmamalıdır ki bugünün çocuk suçlusu yarın yetişkin ve daha donanımlı bir suçlu profiliyle güvenlik görevlilerinin ve öteki sosyal kuruluşların karşısına çıkabilecektir.
Şahsa karşı işlenen suçlarda Cumhuriyet Savcılıklarına gönderilen şüpheliler, cinsiyet durumları göz önüne alınarak değerlendirildiğinde Tablo 3’de görülen bir sonuçla karşılaşılmaktadır. Buna göre 2003 yılında tüm şüphelilerin % 13,3’ünü kız çocukların oluşturduğu görülmektedir. Bu oran devam eden üç yıl içinde de benzer bir seyir izlemekte ve 2006 yılına değin sırasıyla % 11,1, % 13,4 ve % 15,5’lik oran oluşturmaktadır. Her geçen yıl -az da olsa- yükselen değerler, kız çocukların geleceği için umutlu görünmemektedir. Onların eğitimiyle ilgili olarak sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenen programların devlet tarafından bizzat yerine getirilmesi durumunda bu oranın daha aşağı düzeylere çekileceği varsayılmaktadır.
Tablo 3: Şahsa Karşı İşlenen Suçların Suçu İşleyen Çocukların Cinsiyetlerine Göre Dağılımı
YILLAR 2003 2004 2005 2006
Cinsiyet K E K E K E K E
Suçlu 2.651 17.213 2.482 19.756 3.275 21.072 4.877 26.306
TOPLAM 19.864 22.238 24.347 31.283
Kaynak: Emniyet Genel Müdürlüğü
Çocukların Mala Karşı İşlediği Suçlar
Mala karşı suç işledikleri için Cumhuriyet Savcılıklarına gönderilen çocuk sayısı, aynı dönemde şahsa karşı işlenen suçlardan daha fazla olarak tespit edilmiştir. Bu suçlardan en çoğunu hırsızlık suçu oluşturmaktadır (Tablo 4).
Tablo 4: Çocukların Mala Karşı İşledikleri Suçların Suç Türüne Göre Dağılımı
YILLAR 2003 2004 2005 2006
SUÇ TÜRLERİ Sayı % Sayı % Sayı % Sayı %
Hırsızlık 22.029 83,1 22.153 81,1 23.101 79,4 23.944 75,5
Gasp ve Yağma 1.115 4,2 1.381 5,1 1.937 6,7 2.222 7,0
Yangın 152 0,6 162 0,6 183 0,6 208 0,7
Diğer Suçlar 3.185 12,1 3.548 13,2 3.865 13,3 5.311 16,8
TOPLAM 26.481 27.244 29.086 31.685
Gasp ve yağma suçları, çocukların hırsızlıktan sonra ikinci sıklıkta işledikleri mala karşı suçlardır. Burada da malı elde etmenin şekli biraz daha değişik ve sert boyutludur. Malı teslim etmeye mecbur bırakılan kişinin hayatına, vücuduna ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı söz konusudur. Bu suçlardaki artış daha büyük bir hızda seyretmiştir. Öyle ki 2003 yılında 1.115 olan gasp ve yağma suç sayısı 2006 yılında iki katına ulaşarak 2.222 olmuştur.
Mala karşı işlenen suçların ilk bakışta şahsa karşı işlenenlerde olduğu gibi önemli bir tesir bırakmadığı düşünülmektedir. Meydana gelen zararların, eşyaların sigorta edilerek giderilebileceği akla gelmekteyse de eylem sırasında şüphelilerin malı ele geçirme pahasına vücut dokunulmazlığı konusunda acımasız bir tavır sergiledikleri sıkça yaşanan durumlardandır. Yaşamak için çalmayı ilke edinenlerin, başkalarının yaşaması konusunda duyarlı olmaları beklenmemelidir.
Mala karşı işlenen suçlarda çocukların cinsiyet durumları incelendiğinde erkek çocukların kız çocuklara oranla daha fazla suça karıştıkları tespit edilmektedir. Tablo 5’de görüldüğü gibi kız çocukların mala karşı işlenen suçlardaki payı 2003 yılında % 12,3, 2004 yılında % 12,1, 2005 yılında 11,6 ve 2006 yılında 12,4 olmuştur. Kız çocuklarının suça katılma oranını azaltmak için “Haydi Kızlar Okula” gibi kampanyaların desteklenmesinin faydalı sonuçlar getireceği değerlendirilmektedir. Ayrıca yetiştirme yurtları ile çocuk ve gençlik merkezlerinde kız çocukları için daha fazla bölümler ayrılarak topluma kazandırılma konusunda çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.
Yorum (0) Arkadasina gönder! Etiketler : sokak çocuğu, sokak, çocuk, suç, suçluluk, shçek, sosyal, hizmet, tehlike, sosyal güvenlik